İSLÂM'DA ÇOK KADINLA EVLİLİK
POLYGAMY m İSLAM
SEMRA ULAŞ
A.Ü.I.F.
YÜKSEK LİSANS ÖĞRENCİSİ
GİRİŞ
lslâmiyet'de çok kadınla evlilik meselesi son asırların
en fazla eleştirilen konularından olmuştur. Yapılan eleştiriler genellikle
İslâm'ı bilmeyen çevreler tarafından yapılmaktadır. Meselenin gerçek mahiyetini
bilmeyen insanlar da bu eleştirilere ve konuyu istismar eden İnsanların
davranışlarına bakarak, lslâmlyetl yanlış anlayıp değerlendirmektedirler. Bu sebepten
dolayı konunun araştırılıp mahiyetinin gözler önüne serilmesi gerekmektedir.
İslâm'ı bilmeyen çevrelerin eleştirilerinde genellikle
aynı yöntemler kullanılmaktadır. Bu eleştirilerde âyet ve hadisler
saptırılmakta ve onların gerçekte vermek istedikleri mesajlar çarpıtılarak
yorumlanmaktadır.
Eleştiri mahiyetindeki kitap ve yazılar bilimsellikten
uzak ve yazarlarının şahsi kanaatlerini yansıtmaktadırlar.
Herşeyden önce Kuran ve hadisten yorumlar yapma,
manalarını, gayelerini açıklama ve fikir yürütme, diğer bilim dallarında olduğu
gibi bir uzmanlık ve ihtisası gerektirir.
Bir ideolojiyi veya dini bir sistemi değerlendirirken
tarihteki yanlış uygulamaları, bazı insanların sistemi istismar etmesini yahut
yanlış anlamalar sonucu yapılan hataları o sisteme veya ideolojiye mal etmek
yanlıştır.
İslâm bilginleri bizler için birer yol göstericilerdir.
Ancak her söyledikleri bir kanun niteliğinde değildir. Temel kaynaklara ve
İslâm'ın özüne uydukları nisbette fikirleri değer taşır. Dini yorumlar İslâm'la
özdeşleştirilerek İslâmiyet itham edilemez. Çünkü her yorumcu kendi devrinin
düşünce yapısından, âdet ve örfünden etkilenerek belli bir ölçüde fikirlerini
oluşturabilir. Genellikle Islâmi
konulardaki
eleştirilerde, bu husus gözönünde bulundurul-mamakta ve eleştiriler;
yorumları asıl gibi değerlendirilerek yapılmaktadır ki. bu tutum yanlıştır.
Eleştirilerde çok kadınla evlilik uygulaması. tüm
şartlarda ve bütün müslümanlann uygulaması gereken. Islâmlyetin vazgeçilmez
emirlerinden birisi gibi gösterilmeye çalışılmakta ve Hz. Peygamberin de
çeşitli sebeplerden dolayı çok kadınla evlenmesi haksız ve mesnedsiz olarak
eleştirilmektedir. Yeri geldiğinde bu eleştirilere değinilecektir. Ancak bizce
makalenin tümü bir cevap niteliği taşımaktadır.
I. ÇOK KADINLA EVLİLİĞİN İSLÂM'DAN ÖNCEKİ UYGULAMASI
Herşeyden önce şunu belirtmemiz gerekir ki çok kadınla
evlilik meselesini tarihte ilk defa İslâmiyet ortaya çıkarmamıştır. Tarihte
hemen hemen tüm toplum ve dinlerde çok kadınla evlilik uygulanmıştır. *
Çok kadınla evlenme uygulamasının Hz. Muhammad
tarafından ortaya çıkarıldığını söylemek tarihi gerçekler açısından kabul edilecek
bir iddia değildir. Bilakis Hz. Peygamber çok kadınla evlenme âdetini çok eski
devirlerden
beri
uygulanan, hem de hiç kimsenin itirazını çekmeden uygulanan bir âdet olarak
bulmuştur. Bu derecede yerleşmiş olan bir âdeti birden bire ortadan kaldırmak
mümkün değildi. Buna rağmen islâmiyet cahiliye devrinin vahşi âdetlerinden bir
kısmını değiştirmekten geri kalmamış ve mesela evlenilecek kadın sayısını
sınırlayarak ileride görüleceği gibi, uygulanmasını neredeyse imkânsız olan
şartlara bağlamıştır. Oysa Islâmiyetten önce bir erkek mâli gücü nisbetinde
istediği kadar kadınla evlenme hakkına sahipti. Kadınların özellikle alt
tabakadan olanlarının statüsü diye bir şey yoktu. Kölelik gibi cariye!ik kurumu
da had safhalarda uygulanıyordu.2
Kaldı ki çok kadınla evlilik son asırlarda toptan
kötülenen bir mesele de değildir. Sosyalizm tarihinin Vairasse adlı
ileri seviyede bir sosyalisti "Ütopya"sında (Hayalinde kurduğu ideal
sosyalist toplum örneğinde) evlenecek kadın sayısının 12'ye kadar çıkmasının
gerektiğini savunmuştur. Böylece çirkin kadınlar da evlenme imkânı bulacaktır.
Ayrıca hayali ve ideal sosyalist cemiyette evli kadın ve erkeklerin eşlerini
değiştirme imkânları da vardır. Seve-ramblılar toplumunda bu konuda kanuni
müsaadenin mevcut olması gerekir.3
Ayrıca Sosyalizmin kurucusu Kari Marz ve
arkadaşı Friedrich Engelse göre kadın toplumun ortak malıdır.4
Görüldüğü gibi sosyalistler çok kadınla evliliği ideal
olarak sundukları gibi. ahlâksızlığın had safhası olan eşlerin değişimi
ilkesini de kabul etmektedirler ve kadına da maldan üstün bir değer vermemektedirler.
II. İSLÂMÎ AÇIDAN ÇOK KADINLA EVLİLİK
1. Kur'an ve
Hadis'de Çok Kadınla Evlilik
Bu konuyu Islâmi açıdan değerlendirebilmek için önce
konu ile ilgili âyet ve hadisleri sunmaya çalışalım.
Konu ile ilgili Nisa Suresinin 2. ve 3. âyetleri şu şekildedir:
Yetimlere mallarını verin, temizi pisle değiştirmeyin. Onların
mallarıyla kendi mallanma. kanştırarak yemeyin, çünkü bu büyük bir suçtur.
Şayet öksüzler hakkında adaleti yerine getiremeyeceğinizden korkarsanız, size
helal olan kadınlardan ikişer üçer dörder alın. O kadınlar arasında adaleti
gerçekleştireme-
yeceğinizden korkarsanız, bir tane alın; yahud sahip olduğunuz
cariyelerle yetinin. Bu adaletten aynlıp zulmetmemeniz için en doğru yoldur.5
Bu âyetin yorumu ve iniş sebebi hakkında çeşitli
rivayetler vardır, ancak bunların en önemlisi Hz. Aişeden nakledilen
hadistir. Rivayete göre baskınlarda, harb cihad gibi sebeplerle bir çok kız
ve kadın yetim veya dul kalıyordu. Bazı erkeklerin korunmaya muhtaç olan bu
yetimleri yanlanna alarak onlara velilik yapmalar; âdetti. Bu veliler malları
ve güzelliklerine tamah ederek yetim kızlarla evleniyorlar anc ık mehirlerinl
verirken haksızlık ediyorlardı. Yani onlara hakları olan mehri vermiyorlardı.
Âyet bu haksızlıkları engellemek amacıyla nazil olmuştur.6
İkinci bir rivayete göre âyetin inmesinden önce bir
erkek beş, altı hatta on veya daha fazla kadınla evlenebiliyordu. Kendi malı
veya parası daha fazla kadınla evlenmeye yetmeyince himayesindeki yetimlerin
mallarını kullanıyordu. Bu âyet bu tip kişilerin evlenmelerini sınırlandırma ve
yetimlerin mallarını koruma amacını taşımaktadır?
Üçüncü rivayet de şu şekildedir: Bazı veliler yetimlere
haksızlık etmekten çekiniyorlardı ancak yetim olmayan kadınlara âdil davranmak
veya haksızlık etmemek gibi bir edişeleri olmuyordu. Yetim olmayan kadınlarla
istedikleri kadar evleniyorlar, eşit de davranmıyorlardı. Âyet bu tür kişilere
yetimlere haksızlık etmekten nasıl korkup çekmiyorsanız yetim olmayan kadınlar
hakkında da adaletin yerine getirilmesine
ve haksızlık etmemeye dikkat edin demek istenmiş ve bu amaçla nazil olmuştur.
Sunacağımız en son rivayette şu şekildedir söz konusu yetim kızları koruma altına alan
veliler onlara haksızlık etmemek ve adaletsiz davranmamak için hem mallarını yemiyorlar hem de onlarla evlenmekten çekiniyorlardı. Bu
âyet velilerin yelim kızlarla evlenmelerine müsade etmiş ancak adaleti yerine getirmeleri şartıyla en çok dört kadmla sınırlandırmıştır.8
Söz konusu âyet
kabile savaşları gazve vs_ sonucu toplumda kadınların sayısmm
erkeklerinkinden oldukça fazla olduğu sosyal şartlarda nazil olmuştur.30
Ayrıca sözkonusu âyet savaşlar sonucu dul kalan, kadınların yetimlerin
ve diğer kadınlarm haklarını korumak, zulmü engellemek ve toplumu ıslah etmek
amacını taşımakladır.11
Anlaşılacağı üzere bu âyet toplumdaki bir problemin
çözümü amacıyla nazil olmuştur. Problem olan kadınlara haksızlık ve adaletsizliğin
önlenmesi, dul kadınların toplumsal güvencelerinin sağlanmasıdır. Yoksa amaç erkeklerin
zevk ve eğlencelerine yardımcı olmak değildir.
Üstelik daha önce de belirtildiği gibi çok kadınla
evliliğin şuur tanımadan uygulandığı bir toplumda bu âyet nazil olmuş ve tek
kadınla evlilik ideal olarak sunulmuştur.12
Ayrıca âyet evlenilecek kadın sayısını belirlemek
amayla da nazil olmamıştır. Çok kadınla evlilik mutlaka yerine getirilmesi
gereken farz. vacip türünden bir emir de değildir.13
Yine âyete göre adaleti yerine getirememe korkusu
olursa bir tek eşle veya cariye İle yetinmek, haksızlığın ve zulmün
engellenmesi açısından gereklidir.
Çok kadmla evlilikle doğrudan alakalı ikinci âyet de şu
şekildedir.:
Ne
kadar isterseniz İsteyin yine de kadınlar arasında adaleti sağlayamazsınız- O
halde sadece birine tamamen yönelip de ötekini muallakta (kocasız) gibi bırakmayın. İsleri düzeltir vc haksızlıktan
sakınırsanız bilin ki Allah bağışlayandır, esirgeyendir.15
Bu âyette eş hanımlar arasında âdil davranmanın
ne kadar İstense de yerine getirilmesi mümkün olmayan bir şey olduğu
vurgulanmaktadır. Bu âyetin geleneksel
yorumu da şu şekildedir:
Eşler arasında maddi ve manevi, yâni sevgi saygı v.s. konularında adaletin
yerine getirilmesi mümkün olmadığı İçin eşler arasında ycıine
getirilmesi istenen adalet maddi konulardaki adalettir. Bunun İçin barınma,
beslenme, giyim
kuşam ve önsellik gibi konularda adaleti yerine getiıiuek yeterlidir.1®
Ancak 4/Nisa Sûresinin 3. âyetinde emredilen adalet
şartı bizce umumidir. Yani sevgiyi dışlamaz. Çünkü söz konusu âyette bahsedilen
tc kaçınılması istenen
haksızlık ve zulüm, sevgisizlik ve saygısızlık durumunda kendini daha baskın
olarak hissettirir. Bu durumda sevgi ve saygı gibi konularda da kadınlara elden
geldi gince eşit davranmak adaletin esaslanndandır. Eğer sadece maddi
ihtiyaçlarını giderme konusunda adaleti yerine getirmek yeterli olsaydı: "Ne
kadar isteseniz de kadmlar arasında adaleti sağlayamazsınız..." denilmezdi.
Bununla birlikte kuvvetli men (yasaklama) doğru olmazdı. Buna göre eşlerin
maddi ihtiyaçlarını eşit bir şekilde karşılamaya çoğunluğun gücü yetmese bile
bazılarının gücü yetebilir. Ancak sevgi konusunda eşit davranmak insan iradesini
aşan bir olaydır. Bu sebepten bu tabir kulan il m ıştır. Buna göre Nisa
Sûresinin 3. âyetinde yerine getirilmesi emredilen adalet, mutlak ve umumi
yahut tam ve çok yönlü bir adalettir.18
Görüldüğü gibi âyetlerde çok kadınla evlilik İçin eşler
arasında adaleti yerine getirme şartı konulmuş, adaletin yerine getirilmesinin
mümkün olmadığı da belirtilmiştir. Bu da sınırlandınlıp ortadan
kaldırılmaya yönelik bir hitabdır. Evlilikte asi olanın tek kadınla evlilik
(monoga-my) olduğunun delilidir.19
Âyetin
devamında "O halde sadece (eşinizin) birine tamamen yönelip de ötekini
muallakta (kocasızmış gibi) bırakmayın" denilmektedir. İşte burada
çok kadınla evlen-mişseniz de elinizden geldiğince âdil davranınız denilmek
istenmektedir ve yine adaletin gerekliliği vurgulanmaktadır.20
Âyetlerde
kullanılan üslup ve tabirlerden, çok kadınla evliliğin hiç de hoş bir uygulama
olmadığı anlasılmaktad>r. Yukanda sözkonusu âyetlerden, sınırsız evliliklere
engel olunmak istendiğini ve tek kadınla evliliğin teşvik edildiğini
belirtmiştik. Bu teşvik ve sınırlamanın, savaşta kocası ölmüş bir çok dul kadın
ve kızın eşsiz kaldığı bir toplumda vaz' edilmesi dikkat çekicidir.
Hoş
olmasa bile zorunlu durumlarda toplumsal şartların gereği çok kadınla evlilik
çözüm olarak kullanılmıştır. Benzer bir uygulama II. dünya savaşından sonra Almanya'da
görülmüştür. Erkek nüfusun savaş sonucu çok azalmasından dolayı çok kadınla
evliliğe müsâade edilmiştir.21 Aynı sebepten dolayı Atina
Cumhuriyetinde de çok kadınla evlilik uy-gulanmıştır.22
Ayrıca
âyetlerden şu sonucu çıkarmak mümkündür. Kadın erkek ilişkisi ve evlilik gibi
meseleler kişisel olaylardan ibaret değildir. Şahıslan ilgilendirdiği kadar
toplumu da ilgilendirir. Bu konuda "İslâm ve insanlığın Geleceği"
adlı kitabında Garaudy şöyle demektedir
Cinsel ilişkilerin hem sosyal bir karekteri (ki bu sadece bireylerin
kaprislerine bağlı bir şey değildir) hem de kutsal bir niteliği vardır (ki bu
eylem, Allah'ı ve O'nun kanununu bir yana bırakan din dışı bir eylem değildir.23
Islâmî
tüm kurumlar bütün fertlerin ve toplumun esenliğini sağlama amacına
yöneliktir. Çok kadınla evlilik de bu açıdan ele alınmalıdır. lslâmiyetin
insanları bencil düşünceden arındırıp kollektlf yani başkalarını da düşünmeye
yönlendirmesi en önemli özelliklerlndendlr. Islâmî toplum anlayışında bütün
olarak refah ve mutluluğun sağlanması esastır. Bu durumda toplumdaki, dul.
kimsesiz ve yardıma muhtaç kişilerin durumları göz ardı edilemezdi. Sözkonusu
dul ve yetlmlerle-kl sayılan oldukça fazlaydı- evlenerek Ihtiyaçlannın
karşılanması hem bu kişileri koruma açısından hem de toplumsal ahlâkî
çöküntüyü önleme açısından fay-
dalıdır. Ancak burada kişilere
herhangi bir zorlama söz konusu değildir. Savaş sonucu erkek nüfusun önemli
ölçüde azaldığı ve kadın nüfusa oranla büyük farkların oluştuğu bir ortamda
toplumsal menfaat açısından çok kadınla evliliğin uygulanması bizce
yadırganacak bir durum değildir.
Ancak
yukarda da belirttiğimiz gibi eşler arasında adaleti sağlama meselesi çok önemlidir
ve özellikle vurgulanmaktadır. Adaletin yerine getirilmesi İle ilgili Hz.
Peygamber'den rivayet edilen bir hadis de şu şekildedir:
Bir erkek iki karısı olup da bunların birine fazla Meylederse o kişi
kıyamet gününde mahşer yer'ne bir tarafı sarsak (veya felçli) olarak
gelecektir.2*
Hadiste adaletin önemi canlı bir
tasvirle vurgulanmaktadır.
Sevgi
konusunda âdil olunamayacağı meselesi hakkında şu âyet de delil olarak
gösterilmektedir: "Allah bir adamm göğsünde iki kalp yaratmadı"25
Âyet. zıhar konusunda nazil olmuştur. Garaudy, konu ile İlgi kurarak bu âyeti
örnek olarak vermiştir.26
2. Çok
Kadınla Evlilik Bir Ruhsattır:
Âyetlerde,
adalet, şart olarak ileri sürülmüş, yerine getirilemeyeceği de belirtilmiştir,
öyle ise Allah dolaylı olarak çok kadınla evliliği yasaklamış mıdır? Bazı
âlimler, özellikle ilerde açıklayacağımız üzere Fazlur Rahman, bu gösüştedir.
Bazılan da izin cümlesinin ağır bastığını, âyetlerin adet beyan ettiğini savunmuşlardır.
Geleneksel yorum da bu şekildedir. Adaletin gerekliliğini ve çok kadınla
evliliğin ruhsat olduğunu beyan etmelerine rağmen hemen hemen mazeret olarak
gösterilen her durumda çok kadınla evliliğin uygulanmasının ge-rekllllllğlnl
savunmuşlar ve hiç bir sınırlama getirmemişlerdir. Adaletin yerine
getirilmesini erkeklerin vicdanına bırakmak bizce ihmallerin en büyüğüdür, ancak geleneksel
uygulamada. önemi ısrarla vurgulanan adaletin uygulanması erkeklerin vicdanına
bırakılmış ve bu konuda hiç bir denetleme mekanizması da geliştirilmemiştir.
Çok kadınla
evlilik bir ruhsat olduğuna göre öncelikle ruhsatın ne olduğundan bahsetmeliyiz:
Bilindiği gibi. "Memnu (yasak) olan şeyler zaruret sebebiyle mubah
olur", "Zîk (sıkışık) olan umurda (işlerde) vüs'at (genişlik)
gösterilir". "meşakkatler (zorluklar) teysirl (kolaylaştırmayı)
celbeden "27
Bütün bu
maddeler İslâm hukukunun külli, temel kurallarıdır. Bunlarda genel olarak
anlatılmak istenen, zorunlu sıkışık bir durumda haram olan şeyler dahi
mubahlasın İslâm'da kolaylaştırma ve çaresizliğin giderilmesi esastır. Mesela
açlıktan ölme tehlikesi bulunan bir İnsanın, bu tehlikeden kurtulacak kadar,
gerçekte (normal durumda) haram olan kan, domuz eti veya alkollü içki İçmesine
müsade edilmiş tir. 28
Çok kadınla
evlilik de, normal değil fakat olağan üstü durumlar sözkonsu olunca kişileri
zor durumlardan kurtarmak amacıyla mubah kılınmış, caiz görülmüştür.29
Ruhsat
vermeyi gerekli kılacak durumlar konusunda çeşitli yorumlar vardır. Bunları şu
şekilde özetleyebiliriz: Savaş ve gazve gibi sebeplerden dolayı erkek
nüfusunun azalması, kocalarının ölmesi sonucu yardıma muhtaç kadınların
toplumda problem olarak ortaya çıkması, kadının tedavi edilemeyen bir hastalığının
bulunması, erkeğin işinden veya başka bir sebepten dolayı eşinden ayrı yerlerde
uzun süre kalması, kadının kısırlığı v.s. sebepler ve mazeretlere göre müsâde
edilir.30
Buna
mukabil eleştiriciler olaya kadın açısından bakarak kadın da cinsel yönden erkekten
farklı olabilir, veya erkek nüfusu az olabilir bu durumda kadına poh/andry
(çok erkekle evlenme) hakkı neden verilmesin, üstelik kadın çocuk sahibi olmayı
isteyebilir ve kocası kısır olabilir, bu durumdaki kadın ne yapacaktır?
şeklinde eleştirilerde bulunmaktardırlar.31
Bazı
kadınların gerçekten de kocasından dolayı çocuk sahibi olmaması veya normal
üstü cinselliğe sahip olması yahut kocasının hasta olması mümkündür, ancak
kadın da bunlara katlanmak zorunda değildir. Böyle durumlarda kadın boşanma
hakkına sahiptir. Dilerse boşanır başka biri İle evlenebilir.
İki taraftan
birinin (kadın veya erkeğin) ayıbı (kusur hastalığı) diğeri için boşanma sebebidir.32
Polyandry
(çok erkekle evlenme) İse. kadın ve erkek psikolojisine uymayan çirkin ve
gayr-ı tabii bir durumdur. Ayrıca nesebin temizliğini koruma açısından da
sakıncalıdır. Bu yüzden tutarlılığı savunulamaz.33
Nitekim,
öğrenci yaşındaki kızlarımızın bile bizimle aynı görüşte olmaları bu gerçeğin isbatı
mahiyetindedir. Yüksek öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumuna bağlı olan Sabancı
Kız öğrenci Yurdunda 5.9.1991 tarihinde uyguladığımız 100 kişilik ankete
katılanlar ortalama 20 yaşlarında, genelde bekâr çeşitli fakültelerde okuyan
genç kızlardı.
Cevaplarını
etkilemeyecek bir kıyafet ve şekilde fikrimizi belirtmeden şu soruya yönelttik:
"Toplumdaki tüm şartlandırmaların. baskı, gelenek ve göreneklerin ortadan
kalktığını düşünün, böyle bir ortamda bir kadının birden fazla erkekle
evlenmesini kabul edermisi-niz?
Verilen
cevaplar, %92 net hayır, %5 net evet. °/ol olabilir, %2 aynı zamanda değil
ancak birinden ayrılınca diğeri ile birlikte olma şeklinde olabilir,
şeklindeydi.
Görüldüğü
gibi baskıdan uzak. serbest, herkesin kendinden sorumlu olduğu, toplumun diğer
kesimlerine oranla eğitim ve kültür seviyesi yüksek bir çevrede bile çok
erkekle evlilik fikri büyük bir oranda kabul görmemiştir. Çok az kişi evet
demiştir. Kaldı ki evli ve daha değişik çevrelerin kadınları arasında bu anket
uygulandığında bu rakamın daha da düşeceği, belki de hiç kabul görmeyeceği
muhakkaktır.
Bu
durumda çok erkekle evlenmeyi (polyandry) savunmanın anlamsız ve saçma, erkeklerin konuyla ilgili düşünceleri
bir yana, kadının düşünce ve tabiatına aykırı, çirkin bir olay olduğu sonucunu
çıkarabiliriz.
Evlilikte
amaç (gerek erkek açısından, gerekse kadın açısından) sadece cinsellik olmamalıdır.
Bunun üstünde ailenin kutsiyeti, saygı. sevgi gibi değerlerin bulunduğu da unutulmamalıdır.
3. Çok Kadınla
Evlenmede Kadının
Rızası Meselesi:
Rızası Meselesi:
Erkeğin
tekrar evlenebilmesi ilk eşin rızasına bağlıdır. İlk eş istemediği takdirde
ikinci bir evlilik gerçekleşt rilemez. Nikâhın başında kadın, kendi üzerine
evlenilmemesi, evlenildiği takdirde ya sonraki kadının veya kendisinin boşanmış
kabul edilmesi şartını ileri sürebilir. Bu takdirde kadınlar razı olmadıkları
sürece çok kadınla evlilik uygulanamaz.34
Aşağıdaki
âyet de kadının onayının alınmasının delilidir:
Eğer kadın, kocasının serkeşliğinden yahud kendisini ihmal etmesinden
korkarsa, aralarında anlaşmaya varmalarında her ikisine de günah yoktur.
Anlaşma daha hayırlıdır. Nefisler zaten kıskançtırlar. Eğer iyi davranır ve
haksızlıktan sakınırsanız, bilin ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır. Ne
kadar isterseniz isteyin yine de kadınlar arasında adaleti sağlayamazsınız.
Bilin ki Allah bağışlayandır, esirgeyendir.3**
Kur'ân çok
kadınla evliliğe çok istisnai durumlarda ve kadının onayının alınması şartıyla
müsade etmektedir. Adaletin yerine getirilemeyeceği de belirtilmiştir,
zulmetmemek için en doğru olan tek kadınla evlenmektir. Âyette kadınların
kıskanç oldukları da vurgulanmaktadır. Ancak istisnai durumlarda erkek eşiyle
anlaşarak onun rızasıyla ikinci bir eş alabilir.36
Eleştirilerde
Hz. Peygamberin kız ve torunlarının evlenirken üzerlerine evlenilmemesi, evlenildiği
takdirde boşanmış kabul edilmesi şartını koymasını, ayrıcalıklarından dolayı
olduğunu savunmaktadırlar.37 Oysa bu durum sadece peygamber kız veya
torununa ait bir ayrıcalık değil, yukarıda izah ettiğimiz gibi tüm mü'min
kadınlar için geçerlidir.
4. Çok Kadınla Evliliğin
İstismarı re
Yanlış Anlaşılması:
Yanlış Anlaşılması:
İslâmiyet evliliğin
cinsel zevkler lehinde is-
tismar edilmesini
yasaklamıştır. îslâmiyeti, kadınları erkeklerin zevk ve keyfine esir ettiği bir
sistem olarak anlamak. Îslâmiyeti, tamamen yanlış anlamakür veya kasıtlı olarak
karalama amacı gütmektir.38
Kişilerin
mali güçleri nisbetinde sınırsız evlendikleri Arap toplumunda ve diğer
toplumlarda çok kadınla ev ilik sınırlandırılmış, uygulanması neredeyse
imkânsız olan şartlara tâbi tutulmuştur. Sözkonusu toplum şartlarında birden
bire tek kadınla evlenme kuralı getirilemezdi, çünkü tek kadınla evliliğin
emredilmesi için toplum ve âdetler müsait değildi. Bu şartlarda evlilik
sayısını sınırlandırmak bile büyük bir hamledir.39
Çok kadınla
evliliğin istismar edilmesinin sebebi bu sistemin keyfi uygulanmasına meydan
verilmiş olmasıdır. Daha sonra da değineceğiz ancak önemine binaen istismarın
önlenmesi ile İlgili olan Musa Carullah'ın fikrini aynen iktibas ediyoruz:
Mühim
hem büyük zaruretlere göre meşru olmuş kanunlar, mahkeme ya hey'et marifetiyle
idare kılınmaz ise, bazı vakit fesad yolunda istihdam kılınabilir. Elbette
taaddüdü şehvetlerine vesile edebilecek adamlar kesretle bulunur. Efradın
hukuklarını himaye edebilecek adliye kanunlarında kudsiyetlerin himaye etse.
zaruret dakikalarında büyük bereket olacak kanunlar müfsid ellerde fesad
yollarına hadim olmazdı.40
İstismarların
önlenmesi açısından alınacak tedbirler konusunda Musa Carullah'ın görüşüne biz
de katılıyoruz. Daha önce de belirttiğimiz gibi çok kadınla evliliğe karar
verme durumunu kişilerin vicdanına bırakmamak gereklidir. Çünkü kişilerin
dahi bir kuralı uygulama konusunda samimiyet derecesi eşit olamaz. Bu durumun
kontrolü için bilir kişiler veya hâkimden oluşan mahkeme heyeti görevlendirilmelidir.
Sistemin uygulanmasını bu heyet takib etmeli, çok kadınla evlenmek isteyelerin
durumları araştırılarak gerekirse izin verilmelidir.
IH. TEK KADINLA EVLİLİK (MONOGA-MY) VE HZ. PEYGAMBER
25 yaşında iken 40 yaşında yani kendisinden hayli
büyük olan Hz. Hatice ile evlenerek tam 25 sene boyunca tek kadınla evli kalan
ve evliliğin tek eşli olarak mutluluğunu tadan Hz. Peygamber, bu hareketi ile
evlilikte gerçek manada mutluluğun bir kadın ve bir erkekle olacağı mesajını
vermiş ve fiili örneğini göstermiştir. Hz. Peygamber bütün gençlik yıllarını
yaşı kendisinden oldukça büyük olan iffetli bir kadınla geçirmiş, başka
herhangi bir kadınla evlenmeyi düşünmemiştir. Oysa o devirde çok kadınla evlilik
Arap toplumunda gayet yaygın olarak uygulanıyordu ve toplum tarafından
yadırganmıyordu. Hz. Peygamberin 50 yaşına kadar tek kadınla evli kalmasını,
geriye kalan 10 yılında, çeşitli sebeplerden dolayı bazı kadınlarla evlenmesini
yahut onları koruma altına almasını kadın düşkünlüğü ile izah etmek büyük bir
iftiradır. Kaldı ki Hz. Peygamber Hz. Hatice'nin vefatından sonra üç sene de
evlenmemiştir. Bu durum Hz. Hatice'ye olan büyük sevgi ve saygısını gösterdiği
gibi onun hiç de kadın düşkünü birisi olmadığını gösterir. Sonradan başka
evlilikler yapmış olması çeşitli mecburiyetler sonucudur. Hz. Peygamber'in
hayatı tek kadınla evlilik açısından mü'minler için örnek model teşkil
etmektedir.41
Hz. Âişe hâriç, evlendiği kadınların hepsi duldu. Eğer
iddia ettikleri gibi Hz. Peygamber şehvet düşkünü biri olsa idi, eşlerini yaşlı
dullardan seçmezdi.42
Hz. Peygamber zamanında sosyolojik durum öylesine
acıydı ki devrin ataerkil yapılan içinde, baba ocağı dışındaki bir kadın, ancak
evlendiği takdirde, sosyal bir statüye kavuşabilir, hayatını
sürdürebilme imkânı elde edebilirdi. Bizzat Hz. Peygamber'de savaşlarda
şehit düşmüş bazı arkadaşlarının yaşlı dullanyla evlenmişti. Evlendiği
kadınlar evlilik teklifini kabul veya reddetme konusunda tamamen serbestti.
Nitekim Omeyne blntl'n-Nu'man el-Cevniyye,43 evlenme teklifini
reddedince Hz. Peygamber kendisini anne babasının yanına çok kıymetli bir
hediye de vererek geri göndermiştir.44
Tarih kitaplarında yazıldığı gibi birçok ca-hiliye
Arabi bâtıl inançlarından dolayı, ileride büyüyüp kötü yola düşmesini
engellemek amacıyla kızlarını diri diri toprağa gömerek öldürüyorlardı. İslâmiyet
bu zâlim âdeti ortadan kaldırdı. Bu sebeple kadın nüfusu arttı. Diğer ta-
raftan
islâm'ın tebliğ edilmeye başlanmasından sonra inananlar ile inanmayanlar
arasındaki savaşlardan dolayı erkek nüfusu büyük bir oranda azalmıştı. Bu
sebeple bir çok dul kadın ve kızlara ayrı ayn eş bulma imkânı azalryordu. Hem
de bu durum öyle şartlarda vuku buluyordu ki o devir şartlarına göre kadının
anne olmaktan başka toplum İçin ciddi bir faydası ve fonksiyonu yoktu.
Eşlerini kaybeden kadınların çeşitli uğraş bulma imkânları da yoktu. Toplumda
muhtaç ve sahipsiz bir çok kadının kalması tehlikeli bir şekilde fuhuşun
artmasına sebep olacaktı. Fuhuş bataklığı İslâm toplumunu yıkılmaya ve çökmeye
maruz bırakabilirdi.45
O sıralarda bir kadına eş bulma zorluğunu Hz. Ömer'in
kızı Hafsa'da bile görmek mümkündü. Bu sebeple Hz. Peygamber'in hanımlarının
beşi kocalarını savaşta veya başka şekilde kaybeden dul kadınlardan oluşuyordu,
üçü de siyasi dostluk ve iyi komşuluk sağlamak amacını taşıyordu. Ayrıca
kadınlarla ilgili dini hükümlerin müslüman kadınlara aktarılması görevini de
Hz. Peygamber'in hanımları üstlenmişti. Yani bu evliliklerde ilmî gaye de
vardı, özellikle Hz. Âişe'nin fonksiyonu bu idi. 46
Hz. Peygamber imkânlarının yetki ve nüfuzunun
büyüklüğüne rağmen çok mûtevazi ve sade bir hayat yaşamıştır. İsteseydi diğer
kral ve devlet adamları gibi çok rahat ve şaşaalı bir hayat
yaşayabilirdi. İstediği kadınla evlenir istediği kadım da bo saya bil irdi.
Hem de öyle bir kaç kocadan boşanmış yaşlı dullarla değil, bakire
kızlarla evlenebilir, zevk ve sefa içinde bir hayat geçirebilirdi. Oysa o
bunları seçmedi ve normal bir insan gibi hayatını sürdürdü. Evi ve
eşyası sıradan olduğu gibi. giyim kuşamında. yeme içmesinde de sadeliği
ve orta yolu seçmiştir. Zevk ve eğlenceye düşkün biri olsaydı bütün bunları
tatmin edecek hiç bir şeyden geri kalmazdı.47
Daha önce de belirttiğimiz gibi. Hz. Peygamber'in
hanımları zorla nikâh altına alınmış değildir. Onlar
evlenirken Hz. Peygamber'in diğer hanımlarının varlığından da haberdardılar ve
isteyerek Hz. Peygamber'le evlendiler. Peygamber hanımı olmak onlar için bir
şerefti, o devir şartlan bu uygulamayı gayet normal karşılayacak şekilde idi.48
IV. ÇOR KADINLA EVLİLİK KONUSUNDA ÇAĞDAŞ YORUMLAR
1. Musa Carullah
Bigiyefin Düşüncesi
Musa
Carullah 24.1 2.1875'de Azak Kalesi (Rostouna Donu)'nda doğmur 25 Ekim 1949'da
Mısır'da vefat etmiş Kazan L büyük bir İslâm âlimidir. Yetmiş dört senelik çile
ve mücadele içinde geçen hayatında 124 eser bırakması onun yüksek ilmi
seviyesinin ve şahsiyetinin şahididir. Musa Carullah lslâmi ilimlerin hemen
hemen hepsi ile ilgilenmiştir. İslâm Kadınıyle ilgili olarak "Hâtûn"
isimli hususi bir eseri vardır.49
Musa
Carullah'ın çok kadınla evlilikle ilgili düşüncelerini şöyle özetleyebiliriz:
İslâm'ın sünnet-i asliyesi tek kadınla evliliktir. Ailede tek kadınlüık
adaletin gereğidir. Tersi ya zulümdür. yahud da zarurettir. Kadının rızası
bulunmadıkça caiz olmaz.50
Nisa
Sûresinin 3. âyetinde çok kadınla evliliğin helalleştirilmesi sözkonusu
değildir. Bu âyeti yine Nisa Sûresinin 127. âyeti açıklar. 4/ Nisa Süresinin 3.
âyetinde "Dul kalmış hatunlardan iki üç dört hatun almak şeklinde olsa
da, dul kalmış âciz hatunların emniyetini sağlayınız" demektir. Âyet
dul kadınların korunması ve ihtiyaçlarının karşılanması açısından Kur'ân'ın
büyük bir ihtimamı ve itlnasıdır. Kadınlarına erkeklerin sevgi ve saygılarını,
ana-babalann çocuklarına olan dikkat ve itinalarına benzetmiş ve Kur'ân dul
kalmış kadınlara yetimler demiştir. Çok faydalı bir mecaz ve talimdir.51
4/Nisâ
Sûresinin 3. âyetindekl adalet şartını ümmetten hiç kimse yerine getiremez.
Çünkü adalet hem nafaka hem de muhabbet konusundadır. Eğer öyle olmasaydı:
"Kadınlar arasında adaleti ve eşitliği yerine getirmeyi ne kadar isteseniz
de asla güç yetiremezsiniz" denilmezdi. Saygı ve sevgi konusunda adalet
sağlanamayacağı için normal durumlarda çok kadınla evlilik sözkonusu olamaz. Bu
uygulama: a) En açık özürlere, b) Gayet İstisnai durumlara mahsus bir
ruhsattır, istenilen faydanın temini için gerekli olabilir. Ancak aile fesadı
gibi bir zarara sebep olacaksa yasaklanır. Kur'an'da çok kadınla evlilik:
1. Maslahatlara
tabidir. (Fayda elde edilmek amacıyladır.)
2. Zaruretlerle
sınırlıdır.
3. Şartlara
bağhdır.
4. Daha
ziyade büyük zararları ve kayıpları önlemek ve bunlardan kurtulmak amacıyla
meşru kılınmıştır.
5. Zarar
ve ziyana sebep olacaksa hiç bir surette caiz değildir.
Bu
beş madde mahkeme marifetiyle araştırılırsa çok kadınla evliliğe izin vermek
hiç bir kötülüğe yol açmaz, istismarı engellenmiş olur. Belki yaygınlaşmış
kötülüklerin önlenmesini sağlardı. Fahişeliği meşrulaştıran kanunun, meşru olan
çok kadınla evliliği yasak-lamasındaki mana nedir.52
Musa
Carullah'ın konuyla ilgili fikirlerini kısaca ve öz olarak sunmaya çalıştık.
Geniş bilgi almak isteyenler ilgili kaynağa mürâcat edebilirler.
1. Fazlur Rahman1
m Düşüncesi:
Fazlur
Rahman 21 Eylül 1919 da Pakistan'da doğmuş ve 26 Temmuz 1988'de vefat etmiş.
Oxford, McGill, Durham ve Chicago Üniversitelerinde çalışmalarda bulunmuş, bir
çok eser bırakmış, yenilikçi olarak tanınmış büyük bir İslâm âlimidir.53
Konuyla ilgili düşünceleri şöyledir
4/Nisâ
Süresi 3. âyeti yetim kızların haklarının gözetilmesi amacıyla nazil olmuştur.
Ayrıca bu konu ile ilgili aşağıdaki âyetler de nazil olmuştur.54
Yetim ve dul kadınların söz konusu olduğu bir ortamda Kur'an diyor kt öksüz
kadınların mallarım velileri âdil bir şekilde kullanmıyorlar onlara haksızlık
ediyorlar. Şayet siz adaleti yerine getirebilecekseniz, yetimlerle dörde kadar
evlenebilirsiniz. Bu fikri doğrulayan
Senden
kadınlar hakkında fetve istiyorlar. De ki "Allah size onlar hakkında
hükmünü açıklıyor. Kendilerinin hakkı olan miraslarını vermeyip, kendileri ile
evlenmek istediğiniz öksüzlere karşı adaleti yerine getirmeniz hakkında
kitapta size okunan âyetler Allah'ın hükmünü açıklamaktadır.55
Bu âyet çok kadınla evlenme meselesinin öksüz kızların
söz konusu olduğu bir toplumda ortaya çıktığını göstermektedir.
öte yandan çok kadınla evlenmeye iztn verdiği
anlaşılan Nisa Sûresinin 3. âyetinden sonra konu ile ilgili aynı sûrenin 129.
âyetinde izin için şart koşulan adaletin yerine getirilmesinin mümkün olmadığı
belirtilmektedir.
"Ne kadar isteseniz de
kadınlar arasında adaleti yerine getiremezsiniz."56
Anlaşıldığına
göre dörde kadar evlenmeye izin vermek ancak kadınlar arasında eşitlik ve
adaletin yerine getirilmesini şart koşmak. ayrıca da gayet açık olarak bu gibi
durumlarda adaletin yerine getirilmesinin imkânsız olduğunu belirtmek arasında
bir çelişki doğmaktadır. Geleneksel yorum, izin cümlesinin hukukî ağırlığı olduğu
şeklindedir. Yani adaleti sağlayamasa bile kişinin çok kadınla evlenmesine
izin verilmiştir. Adaletin yerine getirilmesi şarttır. Diğer taraftan çağdaş
müslümanlar bu konuda önceliği adaletin yerine getirilmesine verip. bunun da
erkek tarafından sağlanamayacağını kabul ederek çok kadınla evliliğe izin
verilmesinin geçici ve kasıtlı bir gayeye yönelik olduğunu kabul etmektedirler.
Çok kadınla evliliği tek bir darbede hukuki olarak ortadan kaldırmak mümkün
değildi, çünkü çok kadınla evlilik toplumda çok normal karşılanan kökleşmiş bir
âdetti. Çok kadınla evlilik için getirilen kısıtlamalar toplumun yönelmesi
arzu edilen bir mefkure mahiyetindedir. Çok kadınla evliliğe verilen izin ise
hukuki bir düzeydedir. Buna benzer diğer bir olay da kölelik meselesidir.
Kanunen bir hamlede yok edilmesi İmkânsız olduğu için Kur'an. kölelik kurumunu
kabul etmek zorunda kalmıştır. Fakat kölelerin serbest bırakılmasını şiddetle
tavsiye edip bunun için çalışmıştır. 4. Nisa Sûresinin 3. âyeti sadece
yetimlerle, dörde kadar evlenmeye geçici olarak İzin vermiştir.57
3. Sabri Şakir
Ansay'ın Düşüncesi:
Eski
kadılardan ve Türk hukuk İnkılâbının gerçekleştiricilerinden Ord. Prof. Sabri
Şakir Ansay (1886-1962) A.O.İlahiyat ve Hukuk Fakütelerinde öğretim üyeliği
yaptığı sıralarda yazdığı kitabında, çok kadınla evlilikle ilgili fikirlerini
şu şekilde açıklamıştın
Ailenin
gerçekte İfade ettiği manayı bilenler, aynı zamanda yetiştirilen neslin kümes
hayvanı değil, eğitilmesi gereken şahsiyet sahibi insanlar olmalarını sağlayacak
bir kurum, eşler için karşılıklı sevgi saygı ve güvene dayanan mutlu ve huzurlu
bir ortam olması gerektiğini bilen, yani İslâm'ı gereğince anlayanlar ailenin
tek kadınla kurulması gerektiğini bilirler.58
Kırk
yıl kadar önce Istabul'da daha sonra Şeyhülislâmlık makamına yükselmiş olan bir
zat (Mustafa Sabri Efendi) çok kadınlı aileyi, nüfusun çoğalmasına vesile
olacağı iddiasıyla müdafa etmiş ve bunu bir kümesteki bir horoz ve tavuğun
başka bir kümesteki bir horoz ve birkaç tavuğun çıkardığı civcivler İle
mukayese etmiş çok kadınla evlllğin faydalarını isbata kalkışmış ve Rahmetli
edibimiz Dr. Cenab Şehabeddin'in istihzalı ve zarif cevabı 1le karşılaşmıştı.
Birden çok cariye alma âdeti olan yerlerde ve hatta bunu Allah İndinde makbul
sayan Amerikalı Hıristiyan Mormonlarda bile hiç de sanıldığı gibi bir çoğalma
olmadığı tespit edilmektedir. Birden çok kadınlı ailede huzur, emniyet eşler
arasında olması gereken birlik, samimiyet saadet yerleşmez. Böyle bir ocakta
ortak menfaat değil, birbirine zıd hisler, kıskançlıklar körükleneceği İçin
dirlik ve düzen olmaz. Bu sebeplerden dolayı sağlam bir temele oturtulmaz ve
aile dayanaksız kalır, yıkılmaya maruz bırakılmış olur. Gerek eşler ve gerekse
çocuklar böyle bir yuvada çoğunlukla ezilmeye mahkumdur. Birlik ve düzen
olmayan yerde huzur ve refah olmaz; bunların olmadığı yerde aile mutluluğa
toplum da medeniyet seviyesine ulaşamaz.59
4. Halil Çin'in
Düşüncesi:
Ülkemiz
hukukçularından, hâlen Selçuk Üniversitesi Rektörlüğünü yürüten Prof. Dr. Halil
Cin. A.Ü. Hukuk Fakültesinde öğretim üyesi olarak çalıştığı yıllarda yazdığı
"islâm ve Osmanlı Hukukunda Evlenme" adlı kitabında çok kadınla
evlilikle ilgili fikirlerini şöyle açıklamıştır:
İslam çok
kadınla evliliği kaldırmamış ancak en çok dört kadınla evlenilebileceğini kararlaştırmıştır.
4. Nisa Süresinin 3, âyeti ile İslâm prensip olarak çok kadınla evliliğe izin
vermiş, fakat aynı âyet çok kadınla evliliğin gerçekleştirilmesini
imkansızlaştıran şartlara bağlamıştır. Bu durum çok kadınla evliliğin ustaca
yasak edilmesinden başka bir şey değildir. Ancak İslâm'ın kesin olarak çok
kadınla evliliği ortadan kaldırmamasının sebebi sosyolojik hazırlığın
olmamasıdır. Çok kadınla evliliğe alışmış toplum bu konuda getirilecek yasağa
sert tepki gösterebilirdi. Ayrıca kabileler arası barışın sağlanması amacıyla
evlenmeler çok kadınla evliliğe sebep oluyordu. Nüfusun artırılmak istenmesi de
çok kadınla evliliğin se-beplerindendi. Bu sebeplerden dolayı İslâm. aralarında
eşitliği sağlamak şartıyla, erkeğin dört kadınla aynı zamanda evlenmesine
müsade etmiştir. Ancak şartların ağır olmasından dolayı uygulaması oldukça
düşük nisbettedir.60
V. AİLE HUKUK KARARNAMESİNDE ÇOK KADINLA EVLİLİK
1917 tarihli
Aile Hukuk Kararnamesinde çok kadınla evlilik serbesttir. (Madde 14) Nikâh akdi
esnasında kadın üzerine eş alınmaması şartının ileri sürülebileceği ve riayet
edilmediğinde kadına boşanma hakkının tanınması kabul edilmiştir. Burada
dolaylı sınırlama vardır. Konu ile ilgili maddeleri şöyledir:
Md.
14-Menkûha ve mûtedde olarak dört zevcesi bulunan kimsenin diğer kadınla
izdivacı memnudur.
Md.
38-Üzerine evlenmemek ve evlendiği surette ikinci kadın boş olmak şartıyla bir
kadını tezevvüc sahih ve muteberdir.
Md.
74-Müteaddid zevcesi olan kimse onlar beyninde (arasında) icrayı adalet ve
müsavata mecburdur.61
Günümüzde
mer'i (geçerli) olan kanunlara göre ise birden fazla kadın ile evlemek suçtur,
evlilik de bâtıldır. Medeni Kanun'un 112 ve ceza Kanunun 257. maddeleri bu
durumu açıklar.62
IV. İNANMAYANLARIN VE BATILILARIN ÇOK KADINLILIĞI
Bazı batılı
ve inançsız yazarların İslâm'daki çok kadınla evlilik meselesini eleştirmekte
olduklarını daha önce de belirtmiştik. Oysa tek kadınla evlenmenin (monogamy)
yürürlükte olduğu yerlerde zinaya yönelme çok kadınla evlenmenin meşru olduğu
ülkelerden çok daha fazladır. Bu gerçeği kabul etmemek ya cahillik eseri veya
bilip de bfmemezlikten gelmek gibi kınanacak bir iki yüzlülüktür. Çok kadınla
evlilik zina derecesinde bir ahlâksızlık değildir. Buna rağmen zina ile eş
değer olduğu kabul edilse bile. bir kaç kadınla evli bir erkek ne gayr-ı meşru
kimsesiz çocukların, ne de kötü yola düşmek durumunda olan kadınların sorumlusu
ve suçlusu olamam.63
Tek kadınla
evlenme usûlünün zorunlu olduğu yerlerde gayr-ı meşru çocukların ve fahişelerin
çoğalması ihtimali hiç de uzak değildir. Bir müslümanın bir kaç karısından olan
çocukları muşrûdur veya meşru sayılabilir. Fakat hıristiyanlann yahut batı
sistemini savu-naların tek karısından başka çocukları gayrı meşru sayılır.
Gayr-ı meşru çocukların ve orta malı olmaya maruz bırakılmış kadınların, toplumdaki
statüleri, sosyolojik psikolojik problemleri ve mirastan mahrum bırakılarak
ekonomik problemlerin oluşması gibi durumlarının vehametini izaha gerek yoktur
sanıyoruz.64
îslâmiyetin
çok kadınla evlenme meselesini devamlı eleştiren batılı çevreler önce islâm
dışı toplumlarındaki bu tür yüzlerce felaket ve fanalıklara çareler arasalar
daha insanca bir hizmette bulunmuş olurlardı.
Sonuç
olarak şunları söyleyebiliriz: Çok kadınla evlilik îslâmiyetin vazgeçilmez, her
şartta uygulanır bir emri değil, zorunluluklarından dolayı, çaresizliğin
giderilmesi amacıyla, tarafların rızasına bağlı olarak başvuru-labilcek bir
çözüm yoludur. Keyfi uygulamalara ve İstismara kesinlikle müsait değildir.
Yüzyıllardır
kadını İlgilendiren bir çok konuda olduğu gibi bu konuda da yanlış uygulamalar ve istismarlar olmuştur. Bunun mesulü din değil bu hareketleri yapanlar ve bunların istismarlarına göz yumanlardır
Her konuda olduğu gibi haklar da yerinde kullanıldığı takdirde Jayda
verir. Bu sebeple çok kadınla evliliğin
zorunlu bir çare olması durumunda uygulanmasının engellenmemesi. top-îhım
ve ferüer açısından daha faydalı olur ka-naâündryit. Ancak uygulanırken
istismarlara meydan verllmerneîî bunun için mahkeme heyeti gibi bir kurum tarafından denetlenmelidir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder