1 Ocak 2014 Çarşamba

İSLÂM'DA ÇOK KADINLA EVLİLİK

İSLÂM'DA ÇOK KADINLA EVLİLİK
POLYGAMY m İSLAM
SEMRA ULAŞ
A.Ü.I.F. YÜKSEK LİSANS ÖĞRENCİSİ


GİRİŞ
lslâmiyet'de çok kadınla evlilik meselesi son asırların en fazla eleştirilen konularından olmuştur. Yapılan eleştiriler genellikle İslâm'ı bilmeyen çevreler tarafından yapılmaktadır. Meselenin gerçek mahiyetini bilmeyen insanlar da bu eleştirilere ve konuyu istismar eden İn­sanların davranışlarına bakarak, lslâmlyetl yanlış anlayıp değerlendirmektedirler. Bu se­bepten dolayı konunun araştırılıp mahiyetinin gözler önüne serilmesi gerekmektedir.
İslâm'ı bilmeyen çevrelerin eleştirilerinde genellikle aynı yöntemler kullanılmaktadır. Bu eleştirilerde âyet ve hadisler saptırılmakta ve onların gerçekte vermek istedikleri mesajlar çarpıtılarak yorumlanmaktadır.
Eleştiri mahiyetindeki kitap ve yazılar bi­limsellikten uzak ve yazarlarının şahsi kanaat­lerini yansıtmaktadırlar.
Herşeyden önce Kuran ve hadisten yorum­lar yapma, manalarını, gayelerini açıklama ve fikir yürütme, diğer bilim dallarında olduğu gibi bir uzmanlık ve ihtisası gerektirir.
Bir ideolojiyi veya dini bir sistemi değerlendirirken tarihteki yanlış uygulamaları, bazı insanların sistemi istismar etmesini yahut yanlış anlamalar sonucu yapılan hataları o sis­teme veya ideolojiye mal etmek yanlıştır.
İslâm bilginleri bizler için birer yol göstericilerdir. Ancak her söyledikleri bir kanun niteliğinde değildir. Temel kaynaklara ve İslâm'ın özüne uydukları nisbette fikirleri değer taşır. Dini yorumlar İslâm'la özdeşleştirilerek İslâmiyet itham edilemez. Çünkü her yorumcu kendi devrinin düşünce yapısından, âdet ve örfünden etkilenerek belli bir ölçüde fikirlerini oluşturabilir.  Genellikle  Islâmi  konulardaki


eleştirilerde, bu husus gözönünde bulundurul-mamakta ve eleştiriler; yorumları asıl gibi değerlendirilerek yapılmaktadır ki. bu tutum yanlıştır.
Eleştirilerde çok kadınla evlilik uygulaması. tüm şartlarda ve bütün müslümanlann uygula­ması gereken. Islâmlyetin vazgeçilmez emirle­rinden birisi gibi gösterilmeye çalışılmakta ve Hz. Peygamberin de çeşitli sebeplerden dolayı çok kadınla evlenmesi haksız ve mesnedsiz ola­rak eleştirilmektedir. Yeri geldiğinde bu eleştirilere değinilecektir. Ancak bizce makale­nin tümü bir cevap niteliği taşımaktadır.
I. ÇOK KADINLA EVLİLİĞİN İSLÂM'DAN ÖNCEKİ   UYGULAMASI
Herşeyden önce şunu belirtmemiz gerekir ki çok kadınla evlilik meselesini tarihte ilk defa İslâmiyet ortaya çıkarmamıştır. Tarihte hemen hemen tüm toplum ve dinlerde çok kadınla evli­lik uygulanmıştır. *
Çok kadınla evlenme uygulamasının Hz. Muhammad tarafından ortaya çıkarıldığını söylemek tarihi gerçekler açısından kabul edile­cek bir iddia değildir. Bilakis Hz. Peygamber çok kadınla evlenme âdetini çok eski devirlerden

beri uygulanan, hem de hiç kimsenin itirazını çekmeden uygulanan bir âdet olarak bulmuştur. Bu derecede yerleşmiş olan bir âdeti birden bire ortadan kaldırmak mümkün değildi. Buna rağmen islâmiyet cahiliye devrinin vahşi âdetlerinden bir kısmını değiştirmekten geri kalmamış ve mesela evlenilecek kadın sayısını sınırlayarak ileride görüleceği gibi, uygulan­masını neredeyse imkânsız olan şartlara bağlamıştır. Oysa Islâmiyetten önce bir erkek mâli gücü nisbetinde istediği kadar kadınla ev­lenme hakkına sahipti. Kadınların özellikle alt tabakadan olanlarının statüsü diye bir şey yoktu. Kölelik gibi cariye!ik kurumu da had saf­halarda uygulanıyordu.2
Kaldı ki çok kadınla evlilik son asırlarda toptan kötülenen bir mesele de değildir. Sosya­lizm tarihinin Vairasse adlı ileri seviyede bir sosyalisti "Ütopya"sında (Hayalinde kurduğu ideal sosyalist toplum örneğinde) evlenecek kadın sayısının 12'ye kadar çıkmasının gerek­tiğini savunmuştur. Böylece çirkin kadınlar da evlenme imkânı bulacaktır. Ayrıca hayali ve ideal sosyalist cemiyette evli kadın ve erkeklerin eşlerini değiştirme imkânları da vardır. Seve-ramblılar toplumunda bu konuda kanuni müsaadenin mevcut olması gerekir.3
Ayrıca Sosyalizmin kurucusu Kari Marz ve arkadaşı Friedrich Engelse göre kadın toplu­mun ortak malıdır.4
Görüldüğü gibi sosyalistler çok kadınla ev­liliği ideal olarak sundukları gibi. ahlâksızlığın had safhası olan eşlerin değişimi ilkesini de kabul etmektedirler ve kadına da maldan üstün bir değer vermemektedirler.
II. İSLÂMÎ AÇIDAN ÇOK KADINLA EVLİLİK
1. Kur'an ve Hadis'de Çok Kadınla Evli­lik
Bu konuyu Islâmi açıdan değerlendire­bilmek için önce konu ile ilgili âyet ve hadisleri sunmaya çalışalım.
Konu ile ilgili Nisa Suresinin 2. ve 3. âyetleri şu şekildedir:
Yetimlere mallarını verin, temizi pisle değiştirmeyin. Onların mallarıyla kendi mal­lanma. kanştırarak yemeyin, çünkü bu büyük bir suçtur. Şayet öksüzler hakkında adaleti ye­rine getiremeyeceğinizden korkarsanız, size helal olan kadınlardan ikişer üçer dörder alın. O kadınlar arasında adaleti gerçekleştireme-


yeceğinizden korkarsanız, bir tane alın; yahud sahip olduğunuz cariyelerle yetinin. Bu adaletten aynlıp zulmetmemeniz için en doğru yoldur.5
Bu âyetin yorumu ve iniş sebebi hakkında çeşitli rivayetler vardır, ancak bunların en önemlisi Hz. Aişeden nakledilen hadistir. Ri­vayete göre baskınlarda, harb cihad gibi sebep­lerle bir çok kız ve kadın yetim veya dul kalıyordu. Bazı erkeklerin korunmaya muhtaç olan bu yetimleri yanlanna alarak onlara velilik yapmalar; âdetti. Bu veliler malları ve güzelliklerine tamah ederek yetim kızlarla evle­niyorlar anc ık mehirlerinl verirken haksızlık ediyorlardı. Yani onlara hakları olan mehri ver­miyorlardı. Âyet bu haksızlıkları engellemek amacıyla nazil olmuştur.6
İkinci bir rivayete göre âyetin inmesinden önce bir erkek beş, altı hatta on veya daha fazla kadınla evlenebiliyordu. Kendi malı veya parası daha fazla kadınla evlenmeye yetmeyince hi­mayesindeki yetimlerin mallarını kullanıyordu. Bu âyet bu tip kişilerin evlenmelerini sınırlandırma ve yetimlerin mallarını koruma amacını taşımaktadır?
Üçüncü rivayet de şu şekildedir: Bazı veliler yetimlere haksızlık etmekten çekiniyorlardı ancak yetim olmayan kadınlara âdil davranmak veya haksızlık etmemek gibi bir edişeleri ol­muyordu. Yetim olmayan kadınlarla istedikleri kadar evleniyorlar, eşit de davranmıyorlardı. Âyet bu tür kişilere yetimlere haksızlık etmek­ten nasıl korkup çekmiyorsanız yetim olmayan kadınlar hakkında da adaletin yerine getirilmesine ve haksızlık etmemeye dikkat edin demek istenmiş ve bu amaçla nazil olmuştur.
Sunacağımız en son rivayette şu şekildedir söz konusu yetim kızları koruma altına alan veliler onlara haksızlık etmemek ve adaletsiz davranmamak için hem mallarını yemiyorlar hem de onlarla evlenmekten çekiniyorlardı.  Bu âyet velilerin yelim kızlarla evlenmelerine müsade etmiş ancak adaleti yerine getirmeleri şartıyla  en çok dört kadmla sınırlandırmıştır.8
Söz konusu âyet kabile savaşları gazve vs_ sonucu toplumda kadınların sayısmm erkeklerinkinden oldukça fazla olduğu sosyal şartlarda nazil olmuştur.30 Ayrıca sözkonusu âyet savaşlar sonucu dul kalan, kadınların yetimlerin ve diğer kadınlarm haklarını korumak, zulmü engellemek ve toplumu ıslah etmek amacını taşımakladır.11
Anlaşılacağı üzere bu âyet toplumdaki bir problemin çözümü amacıyla nazil olmuştur. Problem olan kadınlara haksızlık ve adalet­sizliğin önlenmesi, dul kadınların toplumsal güvencelerinin sağlanmasıdır. Yoksa amaç er­keklerin zevk ve eğlencelerine yardımcı olmak değildir.
Üstelik daha önce de belirtildiği gibi çok kadınla evliliğin şuur tanımadan uygulandığı bir toplumda bu âyet nazil olmuş ve tek kadınla ev­lilik ideal olarak sunulmuştur.12
Ayrıca âyet evlenilecek kadın sayısını belir­lemek amayla da nazil olmamıştır. Çok kadınla evlilik mutlaka yerine getirilmesi gereken farz. vacip türünden bir emir de değildir.13
Yine âyete göre adaleti yerine getirememe korkusu olursa bir tek eşle veya cariye İle yetin­mek, haksızlığın ve zulmün engellenmesi açısından gereklidir.
Çok kadmla evlilikle doğrudan alakalı ikin­ci âyet de şu şekildedir.:
Ne kadar isterseniz İsteyin yine de kadınlar arasında adaleti sağlayamazsınız- O halde sa­dece birine tamamen yönelip de ötekini mual­lakta (kocasız) gibi bırakmayın. İsleri düzeltir vc haksızlıktan sakınırsanız bilin ki Allah bağışlayandır, esirgeyendir.15
Bu âyette eş hanımlar arasında âdil dav­ranmanın ne kadar İstense de yerine getirilmesi mümkün olmayan bir şey olduğu vurgulanmak­tadır.  Bu âyetin geleneksel yorumu da şu şekildedir: Eşler arasında maddi ve manevi, yâni sevgi saygı v.s. konularında adaletin yerine getirilmesi mümkün olmadığı İçin eşler arasında ycıine getirilmesi istenen adalet maddi konular­daki adalettir. Bunun İçin barınma, beslenme, giyim kuşam ve önsellik gibi konularda adaleti yerine getiıiuek yeterlidir.1®
Ancak 4/Nisa Sûresinin 3. âyetinde emredi­len adalet şartı bizce umumidir. Yani sevgiyi dışlamaz. Çünkü söz konusu âyette bahsedilen tc kaçınılması istenen haksızlık ve zulüm, sevgi­sizlik ve saygısızlık durumunda kendini daha baskın olarak hissettirir. Bu durumda sevgi ve saygı gibi konularda da kadınlara elden geldi gince eşit davranmak adaletin esaslanndandır. Eğer sadece maddi ihtiyaçlarını giderme konu­sunda adaleti yerine getirmek yeterli olsaydı: "Ne kadar isteseniz de kadmlar arasında adaleti sağlayamazsınız..." denilmezdi. Bununla birlikte kuvvetli men (yasaklama) doğru olmazdı. Buna göre eşlerin maddi ihtiyaçlarını eşit bir şekilde karşılamaya çoğunluğun gücü yetmese bile bazılarının gücü yetebilir. Ancak sevgi konusun­da eşit davranmak insan iradesini aşan bir olaydır. Bu sebepten bu tabir kulan il m ıştır. Buna göre Nisa Sûresinin 3. âyetinde yerine ge­tirilmesi emredilen adalet, mutlak ve umumi yahut tam ve çok yönlü bir adalettir.18
Görüldüğü gibi âyetlerde çok kadınla evlilik İçin eşler arasında adaleti yerine getirme şartı konulmuş, adaletin yerine getirilmesinin müm­kün olmadığı da belirtilmiştir. Bu da sınırlandınlıp ortadan kaldırılmaya yönelik bir hitabdır. Evlilikte asi olanın tek kadınla evlilik (monoga-my) olduğunun delilidir.19
Âyetin devamında "O halde sadece (eşinizin) birine tamamen yönelip de ötekini muallakta (kocasızmış gibi) bırakmayın" denil­mektedir. İşte burada çok kadınla evlen-mişseniz de elinizden geldiğince âdil davranınız denilmek istenmektedir ve yine adaletin gerekli­liği vurgulanmaktadır.20
Âyetlerde kullanılan üslup ve tabirlerden, çok kadınla evliliğin hiç de hoş bir uygulama olmadığı anlasılmaktad>r. Yukanda sözkonusu âyetlerden, sınırsız evliliklere engel olunmak is­tendiğini ve tek kadınla evliliğin teşvik edildiğini belirtmiştik. Bu teşvik ve sınırlamanın, savaşta kocası ölmüş bir çok dul kadın ve kızın eşsiz kaldığı bir toplumda vaz' edilmesi dikkat çekicidir.
Hoş olmasa bile zorunlu durumlarda top­lumsal şartların gereği çok kadınla evlilik çözüm olarak kullanılmıştır. Benzer bir uygula­ma II. dünya savaşından sonra Almanya'da görülmüştür. Erkek nüfusun savaş sonucu çok azalmasından dolayı çok kadınla evliliğe müsâade edilmiştir.21 Aynı sebepten dolayı Atina Cumhuriyetinde de çok kadınla evlilik uy-gulanmıştır.22
Ayrıca âyetlerden şu sonucu çıkarmak mümkündür. Kadın erkek ilişkisi ve evlilik gibi meseleler kişisel olaylardan ibaret değildir. Şahıslan ilgilendirdiği kadar toplumu da ilgilen­dirir. Bu konuda "İslâm ve insanlığın Geleceği" adlı kitabında Garaudy şöyle demektedir
Cinsel ilişkilerin hem sosyal bir karekteri (ki bu sadece bireylerin kaprislerine bağlı bir şey değildir) hem de kutsal bir niteliği vardır (ki bu eylem, Allah'ı ve O'nun kanununu bir yana bırakan din dışı bir eylem değildir.23
Islâmî tüm kurumlar bütün fertlerin ve top­lumun esenliğini sağlama amacına yöneliktir. Çok kadınla evlilik de bu açıdan ele alınmalıdır. lslâmiyetin insanları bencil düşünceden arın­dırıp kollektlf yani başkalarını da düşünmeye yönlendirmesi en önemli özelliklerlndendlr. Islâmî toplum anlayışında bütün olarak refah ve mutluluğun sağlanması esastır. Bu durumda toplumdaki, dul. kimsesiz ve yardıma muhtaç kişilerin durumları göz ardı edilemezdi. Sözkonusu dul ve yetlmlerle-kl sayılan oldukça fazlaydı- evlenerek Ihtiyaçlannın karşılanması hem bu kişileri koruma açısından hem de top­lumsal ahlâkî çöküntüyü önleme açısından fay-


dalıdır. Ancak burada kişilere herhangi bir zor­lama söz konusu değildir. Savaş sonucu erkek nüfusun önemli ölçüde azaldığı ve kadın nüfusa oranla büyük farkların oluştuğu bir ortamda toplumsal menfaat açısından çok kadınla evli­liğin uygulanması bizce yadırganacak bir durum değildir.
Ancak yukarda da belirttiğimiz gibi eşler arasında adaleti sağlama meselesi çok önem­lidir ve özellikle vurgulanmaktadır. Adaletin ye­rine getirilmesi İle ilgili Hz. Peygamber'den ri­vayet edilen bir hadis de şu şekildedir:
Bir erkek iki karısı olup da bunların birine fazla Meylederse o kişi kıyamet gününde mahşer yer'ne bir tarafı sarsak (veya felçli) olarak gelecektir.2*
Hadiste adaletin önemi canlı bir tasvirle vurgu­lanmaktadır.
Sevgi konusunda âdil olunamayacağı mese­lesi hakkında şu âyet de delil olarak gösteril­mektedir: "Allah bir adamm göğsünde iki kalp yaratmadı"25 Âyet. zıhar konusunda nazil olmuştur. Garaudy, konu ile İlgi kurarak bu âyeti örnek olarak vermiştir.26
2. Çok Kadınla Evlilik Bir Ruhsattır:
Âyetlerde, adalet, şart olarak ileri sürülmüş, yerine getirilemeyeceği de belirtilmiştir, öyle ise Allah dolaylı olarak çok kadınla evliliği yasak­lamış mıdır? Bazı âlimler, özellikle ilerde açıklayacağımız üzere Fazlur Rahman, bu gösüştedir. Bazılan da izin cümlesinin ağır bastığını, âyetlerin adet beyan ettiğini savun­muşlardır. Geleneksel yorum da bu şekildedir. Adaletin gerekliliğini ve çok kadınla evliliğin ruhsat olduğunu beyan etmelerine rağmen hemen hemen mazeret olarak gösterilen her du­rumda çok kadınla evliliğin uygulanmasının ge-rekllllllğlnl savunmuşlar ve hiç bir sınırlama ge­tirmemişlerdir. Adaletin yerine getirilmesini erkeklerin vicdanına bırakmak bizce ihmallerin en büyüğüdür, ancak geleneksel uygulamada. önemi ısrarla vurgulanan adaletin uygulanması erkeklerin vicdanına bırakılmış ve bu konuda hiç bir denetleme mekanizması da geliştirilme­miştir.
Çok kadınla evlilik bir ruhsat olduğuna göre öncelikle ruhsatın ne olduğundan bahsetme­liyiz: Bilindiği gibi. "Memnu (yasak) olan şeyler zaruret sebebiyle mubah olur", "Zîk (sıkışık) olan umurda (işlerde) vüs'at (genişlik) gösterilir". "meşakkatler (zorluklar) teysirl (kolay­laştırmayı) celbeden "27
Bütün bu maddeler İslâm hukukunun külli, temel kurallarıdır. Bunlarda genel olarak anlatılmak istenen, zorunlu sıkışık bir durumda haram olan şeyler dahi mubahlasın İslâm'da kolaylaştırma ve çaresizliğin giderilmesi esastır. Mesela açlıktan ölme tehlikesi bulunan bir İnsanın, bu tehlikeden kurtulacak kadar, gerçekte (normal durumda) haram olan kan, domuz eti veya alkollü içki İçmesine müsade edilmiş tir. 28
Çok kadınla evlilik de, normal değil fakat olağan üstü durumlar sözkonsu olunca kişileri zor durumlardan kurtarmak amacıyla mubah kılınmış, caiz görülmüştür.29
Ruhsat vermeyi gerekli kılacak durumlar konusunda çeşitli yorumlar vardır. Bunları şu şekilde özetleyebiliriz: Savaş ve gazve gibi se­beplerden dolayı erkek nüfusunun azalması, ko­calarının ölmesi sonucu yardıma muhtaç kadınların toplumda problem olarak ortaya çıkması, kadının tedavi edilemeyen bir has­talığının bulunması, erkeğin işinden veya başka bir sebepten dolayı eşinden ayrı yerlerde uzun süre kalması, kadının kısırlığı v.s. sebepler ve mazeretlere göre müsâde edilir.30
Buna mukabil eleştiriciler olaya kadın açısından bakarak kadın da cinsel yönden er­kekten farklı olabilir, veya erkek nüfusu az ola­bilir bu durumda kadına poh/andry (çok erkekle evlenme) hakkı neden verilmesin, üstelik kadın çocuk sahibi olmayı isteyebilir ve kocası kısır olabilir, bu durumdaki kadın ne yapacaktır? şeklinde eleştirilerde bulunmaktardırlar.31
Bazı kadınların gerçekten de kocasından dolayı çocuk sahibi olmaması veya normal üstü cinselliğe sahip olması yahut kocasının hasta olması mümkündür, ancak kadın da bunlara katlanmak zorunda değildir. Böyle durumlarda kadın boşanma hakkına sahiptir. Dilerse boşanır başka biri İle evlenebilir.


İki taraftan birinin (kadın veya erkeğin) ayıbı (kusur hastalığı) diğeri için boşanma sebe­bidir.32
Polyandry (çok erkekle evlenme) İse. kadın ve erkek psikolojisine uymayan çirkin ve gayr-ı tabii bir durumdur. Ayrıca nesebin temizliğini koruma açısından da sakıncalıdır. Bu yüzden tutarlılığı savunulamaz.33
Nitekim, öğrenci yaşındaki kızlarımızın bile bizimle aynı görüşte olmaları bu gerçeğin isbatı mahiyetindedir. Yüksek öğrenim Kredi ve Yurt­lar Kurumuna bağlı olan Sabancı Kız öğrenci Yurdunda 5.9.1991 tarihinde uyguladığımız 100 kişilik ankete katılanlar ortalama 20 yaşlarında, genelde bekâr çeşitli fakültelerde okuyan genç kızlardı.
Cevaplarını etkilemeyecek bir kıyafet ve şekilde fikrimizi belirtmeden şu soruya yö­nelttik: "Toplumdaki tüm şartlandırmaların. baskı, gelenek ve göreneklerin ortadan kalktı­ğını düşünün, böyle bir ortamda bir kadının bir­den fazla erkekle evlenmesini kabul edermisi-niz?
Verilen cevaplar, %92 net hayır, %5 net evet. °/ol olabilir, %2 aynı zamanda değil ancak birinden ayrılınca diğeri ile birlikte olma şeklinde olabilir, şeklindeydi.
Görüldüğü gibi baskıdan uzak. serbest, her­kesin kendinden sorumlu olduğu, toplumun diğer kesimlerine oranla eğitim ve kültür seviye­si yüksek bir çevrede bile çok erkekle evlilik fikri büyük bir oranda kabul görmemiştir. Çok az kişi evet demiştir. Kaldı ki evli ve daha değişik çevrelerin kadınları arasında bu anket uygu­landığında bu rakamın daha da düşeceği, belki de hiç kabul görmeyeceği muhakkaktır.
Bu durumda çok erkekle evlenmeyi (po­lyandry) savunmanın anlamsız ve saçma, erkeklerin konuyla ilgili düşünceleri bir yana, kadının düşünce ve tabiatına aykırı, çirkin bir olay olduğu sonucunu çıkarabiliriz.
Evlilikte amaç (gerek erkek açısından, ge­rekse kadın açısından) sadece cinsellik olma­malıdır. Bunun üstünde ailenin kutsiyeti, saygı. sevgi gibi değerlerin bulunduğu da unutulma­malıdır.
3.    Çok Kadınla Evlenmede Kadının
Rızası Meselesi:
Erkeğin tekrar evlenebilmesi ilk eşin rızasına bağlıdır. İlk eş istemediği takdirde ikin­ci bir evlilik gerçekleşt rilemez. Nikâhın başında kadın, kendi üzerine evlenilmemesi, evlenildiği takdirde ya sonraki kadının veya kendisinin boşanmış kabul edilmesi şartını ileri sürebilir. Bu takdirde kadınlar razı olmadıkları sürece çok kadınla evlilik uygulanamaz.34
Aşağıdaki âyet de kadının onayının alınmasının delilidir:
Eğer kadın, kocasının serkeşliğinden yahud kendisini ihmal etmesinden korkarsa, ara­larında anlaşmaya varmalarında her ikisine de günah yoktur. Anlaşma daha hayırlıdır. Ne­fisler zaten kıskançtırlar. Eğer iyi davranır ve haksızlıktan sakınırsanız, bilin ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır. Ne kadar ister­seniz isteyin yine de kadınlar arasında adaleti sağlayamazsınız. Bilin ki Allah bağışlayan­dır, esirgeyendir.3**
Kur'ân çok kadınla evliliğe çok istisnai du­rumlarda ve kadının onayının alınması şartıyla müsade etmektedir. Adaletin yerine getirile­meyeceği de belirtilmiştir, zulmetmemek için en doğru olan tek kadınla evlenmektir. Âyette kadınların kıskanç oldukları da vurgulanmak­tadır. Ancak istisnai durumlarda erkek eşiyle anlaşarak onun rızasıyla ikinci bir eş alabilir.36
Eleştirilerde Hz. Peygamberin kız ve torun­larının evlenirken üzerlerine evlenilmemesi, ev­lenildiği takdirde boşanmış kabul edilmesi şartını koymasını, ayrıcalıklarından dolayı olduğunu savunmaktadırlar.37 Oysa bu durum sadece peygamber kız veya torununa ait bir ayrıcalık değil, yukarıda izah ettiğimiz gibi tüm mü'min kadınlar için geçerlidir.
4.    Çok Kadınla Evliliğin İstismarı re
Yanlış Anlaşılması:
İslâmiyet evliliğin cinsel zevkler lehinde is-


tismar edilmesini yasaklamıştır. îslâmiyeti, kadınları erkeklerin zevk ve keyfine esir ettiği bir sistem olarak anlamak. Îslâmiyeti, tamamen yanlış anlamakür veya kasıtlı olarak karalama amacı gütmektir.38
Kişilerin mali güçleri nisbetinde sınırsız ev­lendikleri Arap toplumunda ve diğer toplumlar­da çok kadınla ev ilik sınırlandırılmış, uygulan­ması neredeyse imkânsız olan şartlara tâbi tutulmuştur. Sözkonusu toplum şartlarında bir­den bire tek kadınla evlenme kuralı getirilemez­di, çünkü tek kadınla evliliğin emredilmesi için toplum ve âdetler müsait değildi. Bu şartlarda evlilik sayısını sınırlandırmak bile büyük bir hamledir.39
Çok kadınla evliliğin istismar edilmesinin sebebi bu sistemin keyfi uygulanmasına mey­dan verilmiş olmasıdır. Daha sonra da değineceğiz ancak önemine binaen istismarın önlenmesi ile İlgili olan Musa Carullah'ın fikrini aynen iktibas ediyoruz:
Mühim hem büyük zaruretlere göre meşru olmuş kanunlar, mahkeme ya hey'et marife­tiyle idare kılınmaz ise, bazı vakit fesad yo­lunda istihdam kılınabilir. Elbette taaddüdü şehvetlerine vesile edebilecek adamlar kesret­le bulunur. Efradın hukuklarını himaye edebi­lecek adliye kanunlarında kudsiyetlerin hi­maye etse. zaruret dakikalarında büyük bereket olacak kanunlar müfsid ellerde fesad yollarına hadim olmazdı.40
İstismarların önlenmesi açısından alına­cak tedbirler konusunda Musa Carullah'ın görüşüne biz de katılıyoruz. Daha önce de belirt­tiğimiz gibi çok kadınla evliliğe karar verme du­rumunu kişilerin vicdanına bırakmamak gerek­lidir. Çünkü kişilerin dahi bir kuralı uygulama konusunda samimiyet derecesi eşit olamaz. Bu durumun kontrolü için bilir kişiler veya hâ­kimden oluşan mahkeme heyeti görevlendiril­melidir. Sistemin uygulanmasını bu heyet takib etmeli, çok kadınla evlenmek isteyelerin durum­ları araştırılarak gerekirse izin verilmelidir.

IH. TEK KADINLA EVLİLİK (MONOGA-MY) VE HZ. PEYGAMBER
25 yaşında iken 40 yaşında yani kendisin­den hayli büyük olan Hz. Hatice ile evlenerek tam 25 sene boyunca tek kadınla evli kalan ve evliliğin tek eşli olarak mutluluğunu tadan Hz. Peygamber, bu hareketi ile evlilikte gerçek ma­nada mutluluğun bir kadın ve bir erkekle olacağı mesajını vermiş ve fiili örneğini göstermiştir. Hz. Peygamber bütün gençlik yıllarını yaşı kendi­sinden oldukça büyük olan iffetli bir kadınla geçirmiş, başka herhangi bir kadınla evlenmeyi düşünmemiştir. Oysa o devirde çok kadınla evli­lik Arap toplumunda gayet yaygın olarak uygu­lanıyordu ve toplum tarafından yadırgan­mıyordu. Hz. Peygamberin 50 yaşına kadar tek kadınla evli kalmasını, geriye kalan 10 yılında, çeşitli sebeplerden dolayı bazı kadınlarla evlen­mesini yahut onları koruma altına almasını kadın düşkünlüğü ile izah etmek büyük bir ifti­radır. Kaldı ki Hz. Peygamber Hz. Hatice'nin vefatından sonra üç sene de evlenmemiştir. Bu durum Hz. Hatice'ye olan büyük sevgi ve saygısını gösterdiği gibi onun hiç de kadın düşkünü birisi olmadığını gösterir. Sonradan başka evlilikler yapmış olması çeşitli mecbu­riyetler sonucudur. Hz. Peygamber'in hayatı tek kadınla evlilik açısından mü'minler için örnek model teşkil etmektedir.41
Hz. Âişe hâriç, evlendiği kadınların hepsi duldu. Eğer iddia ettikleri gibi Hz. Peygamber şehvet düşkünü biri olsa idi, eşlerini yaşlı dul­lardan seçmezdi.42
Hz. Peygamber zamanında sosyolojik durum öylesine acıydı ki devrin ataerkil yapılan içinde, baba ocağı dışındaki bir kadın, ancak ev­lendiği takdirde, sosyal bir statüye kavuşabilir, hayatını sürdürebilme imkânı elde edebilirdi. Bizzat Hz. Peygamber'de savaşlarda şehit düşmüş bazı arkadaşlarının yaşlı dullanyla ev­lenmişti. Evlendiği kadınlar evlilik teklifini kabul veya reddetme konusunda tamamen ser­bestti. Nitekim Omeyne blntl'n-Nu'man el-Cevniyye,43 evlenme teklifini reddedince Hz. Peygamber kendisini anne babasının yanına çok kıymetli bir hediye de vererek geri göndermiştir.44
Tarih kitaplarında yazıldığı gibi birçok ca-hiliye Arabi bâtıl inançlarından dolayı, ileride büyüyüp kötü yola düşmesini engellemek amacıyla kızlarını diri diri toprağa gömerek öldürüyorlardı. İslâmiyet bu zâlim âdeti ortadan kaldırdı. Bu sebeple kadın nüfusu arttı. Diğer ta-


raftan islâm'ın tebliğ edilmeye başlanmasından sonra inananlar ile inanmayanlar arasındaki savaşlardan dolayı erkek nüfusu büyük bir oranda azalmıştı. Bu sebeple bir çok dul kadın ve kızlara ayrı ayn eş bulma imkânı azalryordu. Hem de bu durum öyle şartlarda vuku buluyordu ki o devir şartlarına göre kadının anne olmaktan başka toplum İçin ciddi bir faydası ve fonksiyo­nu yoktu. Eşlerini kaybeden kadınların çeşitli uğraş bulma imkânları da yoktu. Toplumda muhtaç ve sahipsiz bir çok kadının kalması teh­likeli bir şekilde fuhuşun artmasına sebep ola­caktı. Fuhuş bataklığı İslâm toplumunu yıkılmaya ve çökmeye maruz bırakabilirdi.45
O sıralarda bir kadına eş bulma zorluğunu Hz. Ömer'in kızı Hafsa'da bile görmek mümkündü. Bu sebeple Hz. Peygamber'in hanımlarının beşi kocalarını savaşta veya başka şekilde kaybeden dul kadınlardan oluşuyordu, üçü de siyasi dostluk ve iyi komşuluk sağlamak amacını taşıyordu. Ayrıca kadınlarla ilgili dini hükümlerin müslüman kadınlara aktarılması görevini de Hz. Peygam­ber'in hanımları üstlenmişti. Yani bu evliliklerde ilmî gaye de vardı, özellikle Hz. Âişe'nin fonk­siyonu bu idi. 46
Hz. Peygamber imkânlarının yetki ve nüfuzunun büyüklüğüne rağmen çok mûtevazi ve sade bir hayat yaşamıştır. İsteseydi diğer kral ve devlet adamları gibi çok rahat ve şaşaalı bir hayat yaşayabilirdi. İstediği kadınla evlenir is­tediği kadım da bo saya bil irdi. Hem de öyle bir kaç kocadan boşanmış yaşlı dullarla değil, ba­kire kızlarla evlenebilir, zevk ve sefa içinde bir hayat geçirebilirdi. Oysa o bunları seçmedi ve normal bir insan gibi hayatını sürdürdü. Evi ve eşyası sıradan olduğu gibi. giyim kuşamında. yeme içmesinde de sadeliği ve orta yolu seçmiştir. Zevk ve eğlenceye düşkün biri olsaydı bütün bunları tatmin edecek hiç bir şeyden geri kalmazdı.47
Daha önce de belirttiğimiz gibi. Hz. Pey­gamber'in hanımları zorla nikâh altına alınmış değildir. Onlar evlenirken Hz. Peygamber'in diğer hanımlarının varlığından da haberdardılar ve isteyerek Hz. Peygamber'le evlendiler. Pey­gamber hanımı olmak onlar için bir şerefti, o devir şartlan bu uygulamayı gayet normal karşılayacak şekilde idi.48
IV. ÇOR KADINLA EVLİLİK KONUSUN­DA ÇAĞDAŞ YORUMLAR
1. Musa Carullah Bigiyefin Düşüncesi
Musa Carullah 24.1 2.1875'de Azak Kalesi (Rostouna Donu)'nda doğmur 25 Ekim 1949'da Mısır'da vefat etmiş Kazan L büyük bir İslâm âlimidir. Yetmiş dört senelik çile ve mücadele içinde geçen hayatında 124 eser bırakması onun yüksek ilmi seviyesinin ve şahsiyetinin şahididir. Musa Carullah lslâmi ilimlerin hemen hemen hepsi ile ilgilenmiştir. İslâm Kadınıyle il­gili olarak "Hâtûn" isimli hususi bir eseri vardır.49
Musa Carullah'ın çok kadınla evlilikle ilgili düşüncelerini şöyle özetleyebiliriz: İslâm'ın sünnet-i asliyesi tek kadınla evliliktir. Ailede tek kadınlüık adaletin gereğidir. Tersi ya zulümdür. yahud da zarurettir. Kadının rızası bulun­madıkça caiz olmaz.50
Nisa Sûresinin 3. âyetinde çok kadınla evli­liğin helalleştirilmesi sözkonusu değildir. Bu âyeti yine Nisa Sûresinin 127. âyeti açıklar. 4/ Nisa Süresinin 3. âyetinde "Dul kalmış hatunlar­dan iki üç dört hatun almak şeklinde olsa da, dul kalmış âciz hatunların emniyetini sağlayınız" demektir. Âyet dul kadınların korunması ve ih­tiyaçlarının karşılanması açısından Kur'ân'ın büyük bir ihtimamı ve itlnasıdır. Kadınlarına er­keklerin sevgi ve saygılarını, ana-babalann çocuklarına olan dikkat ve itinalarına benzet­miş ve Kur'ân dul kalmış kadınlara yetimler demiştir. Çok faydalı bir mecaz ve talimdir.51
4/Nisâ Sûresinin 3. âyetindekl adalet şartını ümmetten hiç kimse yerine getiremez. Çünkü adalet hem nafaka hem de muhabbet ko­nusundadır. Eğer öyle olmasaydı: "Kadınlar arasında adaleti ve eşitliği yerine getirmeyi ne kadar isteseniz de asla güç yetiremezsiniz" de­nilmezdi. Saygı ve sevgi konusunda adalet sağlanamayacağı için normal durumlarda çok kadınla evlilik sözkonusu olamaz. Bu uygulama: a) En açık özürlere, b) Gayet İstisnai durumlara mahsus bir ruhsattır, istenilen faydanın temini için gerekli olabilir. Ancak aile fesadı gibi bir za­rara sebep olacaksa yasaklanır. Kur'an'da çok kadınla evlilik:


1.      Maslahatlara tabidir. (Fayda elde edilmek amacıyladır.)
2.  Zaruretlerle sınırlıdır.
3.  Şartlara bağhdır.
4.  Daha ziyade büyük zararları ve kayıpları önlemek ve bunlardan kurtulmak amacıyla meşru kılınmıştır.
5.  Zarar ve ziyana sebep olacaksa hiç bir surette caiz değildir.
Bu beş madde mahkeme marifetiyle araştırılırsa çok kadınla evliliğe izin vermek hiç bir kötülüğe yol açmaz, istismarı engellenmiş olur. Belki yaygınlaşmış kötülüklerin önlenmesini sağlardı. Fahişeliği meşrulaştıran kanunun, meşru olan çok kadınla evliliği yasak-lamasındaki mana nedir.52
Musa Carullah'ın konuyla ilgili fikirlerini kısaca ve öz olarak sunmaya çalıştık. Geniş bilgi almak isteyenler ilgili kaynağa mürâcat edebi­lirler.
1. Fazlur Rahman1 m Düşüncesi:
Fazlur Rahman 21 Eylül 1919 da Pakis­tan'da doğmuş ve 26 Temmuz 1988'de vefat etmiş. Oxford, McGill, Durham ve Chicago Üniversitelerinde çalışmalarda bulunmuş, bir çok eser bırakmış, yenilikçi olarak tanınmış büyük bir İslâm âlimidir.53 Konuyla ilgili düşünceleri şöyledir
4/Nisâ Süresi 3. âyeti yetim kızların hak­larının gözetilmesi amacıyla nazil olmuştur. Ayrıca bu konu ile ilgili aşağıdaki âyetler de nazil olmuştur.54 Yetim ve dul kadınların söz ko­nusu olduğu bir ortamda Kur'an diyor kt öksüz kadınların mallarım velileri âdil bir şekilde kul­lanmıyorlar onlara haksızlık ediyorlar. Şayet siz adaleti yerine getirebilecekseniz, yetimlerle dörde kadar evlenebilirsiniz. Bu fikri doğrulayan

ve Nlsâ Sûresinin 3. âyetinden önce nazil olduğu anlaşılan aynı sûrenin diğer bir âyeti der ki:
Senden kadınlar hakkında fetve istiyorlar. De ki "Allah size onlar hakkında hükmünü açıklıyor. Kendilerinin hakkı olan miras­larını vermeyip, kendileri ile evlenmek iste­diğiniz öksüzlere karşı adaleti yerine getirme­niz hakkında kitapta size okunan âyetler Allah'ın hükmünü açıklamaktadır.55
Bu âyet çok kadınla evlenme meselesinin öksüz kızların söz konusu olduğu bir toplumda ortaya çıktığını göstermektedir.
öte yandan çok kadınla evlenmeye iztn verdiği anlaşılan Nisa Sûresinin 3. âyetinden sonra konu ile ilgili aynı sûrenin 129. âyetinde izin için şart koşulan adaletin yerine getirilme­sinin mümkün olmadığı belirtilmektedir.
"Ne kadar isteseniz de kadınlar arasında adaleti yerine getiremezsiniz."56
Anlaşıldığına göre dörde kadar evlenmeye izin vermek ancak kadınlar arasında eşitlik ve adaletin yerine getirilmesini şart koşmak. ayrıca da gayet açık olarak bu gibi durumlarda adaletin yerine getirilmesinin imkânsız olduğunu belirtmek arasında bir çelişki doğmaktadır. Geleneksel yorum, izin cümlesinin hukukî ağırlığı olduğu şeklindedir. Yani adaleti sağlayamasa bile kişinin çok kadınla evlenme­sine izin verilmiştir. Adaletin yerine getirilmesi şarttır. Diğer taraftan çağdaş müslümanlar bu konuda önceliği adaletin yerine getirilmesine verip. bunun da erkek tarafından sağlanamayacağını kabul ederek çok kadınla evliliğe izin verilmesinin geçici ve kasıtlı bir gayeye yönelik olduğunu kabul etmektedirler. Çok kadınla evliliği tek bir darbede hukuki ola­rak ortadan kaldırmak mümkün değildi, çünkü çok kadınla evlilik toplumda çok normal karşılanan kökleşmiş bir âdetti. Çok kadınla ev­lilik için getirilen kısıtlamalar toplumun yönelmesi arzu edilen bir mefkure mahiyetinde­dir. Çok kadınla evliliğe verilen izin ise hukuki bir düzeydedir. Buna benzer diğer bir olay da kölelik meselesidir. Kanunen bir hamlede yok edilmesi İmkânsız olduğu için Kur'an. kölelik kurumunu kabul etmek zorunda kalmıştır. Fakat kölelerin serbest bırakılmasını şiddetle tavsiye edip bunun için çalışmıştır. 4. Nisa Sûresinin 3. âyeti sadece yetimlerle, dörde kadar evlenmeye geçici olarak İzin vermiştir.57


3. Sabri Şakir Ansay'ın Düşüncesi:
Eski kadılardan ve Türk hukuk İnkılâbının gerçekleştiricilerinden Ord. Prof. Sabri Şakir Ansay (1886-1962) A.O.İlahiyat ve Hukuk Fakütelerinde öğretim üyeliği yaptığı sıralarda yazdığı kitabında, çok kadınla evlilikle ilgili fi­kirlerini şu şekilde açıklamıştın
Ailenin gerçekte İfade ettiği manayı bilen­ler, aynı zamanda yetiştirilen neslin kümes hay­vanı değil, eğitilmesi gereken şahsiyet sahibi in­sanlar olmalarını sağlayacak bir kurum, eşler için karşılıklı sevgi saygı ve güvene dayanan mutlu ve huzurlu bir ortam olması gerektiğini bilen, yani İslâm'ı gereğince anlayanlar ailenin tek kadınla kurulması gerektiğini bilirler.58
Kırk yıl kadar önce Istabul'da daha sonra Şeyhülislâmlık makamına yükselmiş olan bir zat (Mustafa Sabri Efendi) çok kadınlı aileyi, nüfusun çoğalmasına vesile olacağı iddiasıyla müdafa etmiş ve bunu bir kümesteki bir horoz ve tavuğun başka bir kümesteki bir horoz ve birkaç tavuğun çıkardığı civcivler İle mukayese etmiş çok kadınla evlllğin faydalarını isbata kalkışmış ve Rahmetli edibimiz Dr. Cenab Şehabeddin'in istihzalı ve zarif cevabı 1le karşılaşmıştı. Birden çok cariye alma âdeti olan yerlerde ve hatta bunu Allah İndinde makbul sayan Amerikalı Hıristiyan Mormonlarda bile hiç de sanıldığı gibi bir çoğalma olmadığı tespit edilmektedir. Birden çok kadınlı ailede huzur, emniyet eşler arasında olması gereken birlik, samimiyet saa­det yerleşmez. Böyle bir ocakta ortak menfaat değil, birbirine zıd hisler, kıskançlıklar körükleneceği İçin dirlik ve düzen olmaz. Bu se­beplerden dolayı sağlam bir temele oturtulmaz ve aile dayanaksız kalır, yıkılmaya maruz bırakılmış olur. Gerek eşler ve gerekse çocuklar böyle bir yuvada çoğunlukla ezilmeye mahkum­dur. Birlik ve düzen olmayan yerde huzur ve refah olmaz; bunların olmadığı yerde aile mutlu­luğa toplum da medeniyet seviyesine ulaşa­maz.59

4. Halil Çin'in Düşüncesi:
Ülkemiz hukukçularından, hâlen Selçuk Üniversitesi Rektörlüğünü yürüten Prof. Dr. Halil Cin. A.Ü. Hukuk Fakültesinde öğretim üyesi ola­rak çalıştığı yıllarda yazdığı "islâm ve Osmanlı Hukukunda Evlenme" adlı kitabında çok ka­dınla evlilikle ilgili fikirlerini şöyle açıklamıştır:
İslam çok kadınla evliliği kaldırmamış ancak en çok dört kadınla evlenilebileceğini ka­rarlaştırmıştır. 4. Nisa Süresinin 3, âyeti ile İslâm prensip olarak çok kadınla evliliğe izin vermiş, fakat aynı âyet çok kadınla evliliğin gerçekleştirilmesini imkansızlaştıran şartlara bağlamıştır. Bu durum çok kadınla evliliğin us­taca yasak edilmesinden başka bir şey değildir. Ancak İslâm'ın kesin olarak çok kadınla evliliği ortadan kaldırmamasının sebebi sosyolojik hazırlığın olmamasıdır. Çok kadınla evliliğe alışmış toplum bu konuda getirilecek yasağa sert tepki gösterebilirdi. Ayrıca kabileler arası barışın sağlanması amacıyla evlenmeler çok kadınla evliliğe sebep oluyordu. Nüfusun artırılmak istenmesi de çok kadınla evliliğin se-beplerindendi. Bu sebeplerden dolayı İslâm. aralarında eşitliği sağlamak şartıyla, erkeğin dört kadınla aynı zamanda evlenmesine müsade etmiştir. Ancak şartların ağır olmasından dolayı uygulaması oldukça düşük nisbettedir.60
V. AİLE HUKUK KARARNAMESİNDE ÇOK KADINLA EVLİLİK
1917 tarihli Aile Hukuk Kararnamesinde çok kadınla evlilik serbesttir. (Madde 14) Nikâh akdi esnasında kadın üzerine eş alınmaması şartının ileri sürülebileceği ve riayet edilme­diğinde kadına boşanma hakkının tanınması kabul edilmiştir. Burada dolaylı sınırlama vardır. Konu ile ilgili maddeleri şöyledir:
Md. 14-Menkûha ve mûtedde olarak dört zevcesi bulunan kimsenin diğer kadınla izdivacı memnudur.
Md. 38-Üzerine evlenmemek ve evlendiği surette ikinci kadın boş olmak şartıyla bir kadını tezevvüc sahih ve muteberdir.
Md. 74-Müteaddid zevcesi olan kimse onlar beyninde (arasında) icrayı adalet ve müsavata mecburdur.61
Günümüzde mer'i (geçerli) olan kanunlara göre ise birden fazla kadın ile evlemek suçtur, evlilik de bâtıldır. Medeni Kanun'un 112 ve ceza Kanunun 257. maddeleri bu durumu açıklar.62


IV. İNANMAYANLARIN VE BATILILARIN ÇOK  KADINLILIĞI
Bazı batılı ve inançsız yazarların İslâm'daki çok kadınla evlilik meselesini eleştirmekte ol­duklarını daha önce de belirtmiştik. Oysa tek kadınla evlenmenin (monogamy) yürürlükte olduğu yerlerde zinaya yönelme çok kadınla ev­lenmenin meşru olduğu ülkelerden çok daha fazladır. Bu gerçeği kabul etmemek ya cahillik eseri veya bilip de bfmemezlikten gelmek gibi kınanacak bir iki yüzlülüktür. Çok kadınla evli­lik zina derecesinde bir ahlâksızlık değildir. Buna rağmen zina ile eş değer olduğu kabul edil­se bile. bir kaç kadınla evli bir erkek ne gayr-ı meşru kimsesiz çocukların, ne de kötü yola düşmek durumunda olan kadınların sorumlusu ve suçlusu olamam.63
Tek kadınla evlenme usûlünün zorunlu olduğu yerlerde gayr-ı meşru çocukların ve fahişelerin çoğalması ihtimali hiç de uzak değildir. Bir müslümanın bir kaç karısından olan çocukları muşrûdur veya meşru sayılabilir. Fakat hıristiyanlann yahut batı sistemini savu-naların tek karısından başka çocukları gayrı meşru sayılır. Gayr-ı meşru çocukların ve orta malı olmaya maruz bırakılmış kadınların, top­lumdaki statüleri, sosyolojik psikolojik prob­lemleri ve mirastan mahrum bırakılarak ekono­mik problemlerin oluşması gibi durumlarının vehametini izaha gerek yoktur sanıyoruz.64
îslâmiyetin çok kadınla evlenme meselesi­ni devamlı eleştiren batılı çevreler önce islâm dışı toplumlarındaki bu tür yüzlerce felaket ve fanalıklara çareler arasalar daha insanca bir hizmette bulunmuş olurlardı.
Sonuç olarak şunları söyleyebiliriz: Çok kadınla evlilik îslâmiyetin vazgeçilmez, her şartta uygulanır bir emri değil, zorunluluk­larından dolayı, çaresizliğin giderilmesi ama­cıyla, tarafların rızasına bağlı olarak başvuru-labilcek bir çözüm yoludur. Keyfi uygulamalara ve İstismara kesinlikle müsait değildir.
Yüzyıllardır kadını İlgilendiren bir çok ko­nuda olduğu gibi bu konuda da yanlış uygulamalar ve istismarlar olmuştur. Bunun mesulü din değil bu hareketleri yapanlar ve bunların istismarlarına göz yumanlardır
Her konuda olduğu gibi haklar da yerinde kullanıldığı takdirde Jayda verir. Bu sebeple çok kadınla evliliğin zorunlu bir çare olması duru­munda uygulanmasının engellenmemesi. top-îhım ve ferüer açısından daha faydalı olur ka-naâündryit. Ancak uygulanırken istismarlara meydan verllmerneîî bunun için mahkeme heye­ti gibi bir kurum tarafından denetlenmelidir.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder