11 Ocak 2014 Cumartesi

GERİ KALIŞIMIZIN SEBEPLERİ



Dünya Müslümanları arasında İslam birliği kurulması gerektiğini de savunan Carullah bu birlik için fikir ve düşünce birliğini şart koşmamıştır. “İslam’da muteber olan fikir birliği değil kalp birliğidir. Fikirler ne kadar muhtelif olursa olsun kalp birliği İslam’ın en büyük esasıdır.” demiştir. Müslümanların neden geri kaldığını sorgulayan Carullah şu tespitleri yapar;



1- Geri kalışımızın en büyük sebebi, İslamiyet’i amelden ayırma belasıdır. İlminde, dininde hakiki ölçüsü, ameli fayda ve içtimai menfaat ve de maslahattır. Ameli faydası olmayan bir ilim, içtimai menfaatten uzaklaşmış bir din hakiki şeklini kaybetmiştir. Islah ve amel devam ettiği müddetçe İslamiyet’in kuvveti artmıştır. Eğer müslümanlar bu kanuna riayet etselerdi bugün yeryüzünün haritası ve rengi farklı olurdu.



2- İslam aleminde amel ve faaliyet ruhu pek uzun sürmedi. Bilhassa Acem medeniyeti vasıtasıyla sefahet, refah, isret ve tembellik gibi hastalıklar devlet dairelerine ve zengin tabakalara sirayet etti. Toplanan servetler devlet menfaatlerine değil, hükümet dairelerinin sefahatleri için israf  kılınır oldu.



3- Üçüncü olarak vehmiyetten ve nezariyetten ibaret olan Yunan felsefesinin tercüme edilip yayılmasıdır. Bu fitne birkaç asır içinde bütün mescid ve medreseleri, meclis ve haneleri istila  etmiştir. Böylece İslam’ın hem kalbi, hem de dinamiği en öldürücü bir zehirle zehirlenmiştir. Bunun neticesi olarak, başta kelam olmak üzere islami ilimler faydasız nazariyat dairelerine mahsur kalmıştır.



4- Beyinleri ve kalpleri nazriyat ve hilafiyatla meşgul olan ehli islam, içtimai ve iktisadi ve edebi hallerini tamamen ihmal etmeye başladılar. Bu ihmal zorunlu olarak medeniyet aleminde riyaset kürsülerini başkalarına bıraktı, neticede müslümanlar esaret zincirlerini kendi elleri ile kendi boyunlarına takdılar.



5- Geri kalışımızın diğer bir sebebi; kader ve tevekkül mefhumlarının yanlış anlaşılmasıdır. Tevekkül inananlara kendisine güvenme duygusu aşılaması gerekirken, biz güvenimizi kaybetmek olarak anladık. Oysa tevekkül, Allah’tan başka hiçbir şeye güvenmemek, bizatihi esbab ve teşebbüsten vazgeçmemektir.



Allah’ın ilmi ezelisini açıklayacağız derken insanın irade ve ihtiyarını elinden almışız, oysa kaderin subutu, biçare insanın ihtiyarını iptal ederse, İslamiyet’in en büyük, en mühim esası batıl olur. Zira Allah’ın hitap ve teklifi sadece iradesi hür ve muhtar olan insanlaradır.

6- Geri kalışımızın diğer büyük bir sebebi  de, medrese ve minberlerimizin bozulmasıdır. Tahsilleri otuz sene süren Hindistan ve Türkistan medreseleri, onbeş yıl  süren Türkiye ve Arabistan medreselerinde sarf, nahiv, mantık, kelam ve fıkıh haşiyeleri ile kitap dibacelerini okutmaktan ve bu süre içerisinde talebenin ahlakını bozmaktan başka birşey verilmemiştir.

7- Bu arada bizi biz yapan değerlerimiz vardı. Onlara sahip çıkmadık. Hadis, Fıkıh, Tasavvuf gibi kıymetli hazineler selef’ten bize miras olarak kalmışsa da biz bu hazinelerin kıymetini bilemedik, ya bizzat kendilerini yahut itibarlarını kaybettik.



8- Müslümanların gerilemesindeki  en büyük etkenlerden biri de taklid hastalığıdır. (Carullah sadece batıyı  taklide karşı değil, aynı zamanda geçmişi de taklide karşıdır.) İslam’ın kıyamete kadar baki kalmasının kelam ve fıkıh kitapları ile değil, bilakis Kur’an’ın kendi sayesinde olacağını savunan Carullah, “Ehli islam’ın fikir ve düşüncelerine, amel ve hareketlerine rehber olacak birşey varsa o da Kur’an’dır.” der.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder