“Kitapçılar ve talebeler Şeyhülislam’ın bugünkü fetva ve fermanlarına itibar etmiyorsa ayıbı; ne kitapçılarda, ne de talebelerde belki meşihatın tarihinde, Şeyhülislam’ın kendilerinde aramak gerekir.
İbret ve insaf gözüyle Osmanlı devleti tarihine nazar ettiğimiz zaman devlet ve milleti harab eden en büyük-küçük ihanetlerin, fesatların herbirinde Şeyhülislamların, Kadıaskerlerin ve Hocaların önayak olduklarını görürüz.
İbret ve insaf gözüyle Osmanlı devleti tarihine nazar ettiğimiz zaman devlet ve milleti harab eden en büyük-küçük ihanetlerin, fesatların herbirinde Şeyhülislamların, Kadıaskerlerin ve Hocaların önayak olduklarını görürüz.
Bayezid bir pederini, iki biraderini o vaktin fakihleri ve müftüleri sayesinde katlettirmiştir. Bayezid’den sonra her culus esnasında 4-5 bazen 20 kadar masum Şehzade’yi vahşi suretle katlettirmek suretiyle Şeyhülislamların, Kadıaskerlerin icab-ı maslahat gereği verdikleri fetvalar olmuştur.
Emin ve muktedir kimseleri vezirlikten, sadrazamlıktan azlettirerek hainlerin, ağalar ve dönmelerin atanmaları için şefaat etmek Hocaların, Kadıaskerlerin hüneri olmuştur. Sultanların, paşaların hatırlarını hoş etmek, hediyelerini almak için İslam’ın hükümlerini tevil etmek, fetvalarını satmak Şeyhülislamların, Kadıaskerlerin en büyük maharetleri olmuştur.
Halkı soyan hainlerin zulumlerine, hazineyi talan eden Yeniçerilerin culus hediyelerine iştirak etmek, Şeyhülislamların aç damaklarına en tatlı lokma olmuştur. Kabız Molla gibi sersem ve serseri herifin ufak davaları huzurunda rüsvay olmuş cahil Kadıaskerleri de, mağrur müftüleri de biz biliriz.
Şeyhülislamlar tarih boyunca ihanetlerin, fesatların herbirinde önayak olagelmişlerdir.
Osmanlı Devleti Fransa kanunlarına meskenet ellerini niçin uzattı? Kur’an-ı Kerim ve İslam Şeriatı niçin terkedildi? Meşihat-ı İslamiyye niçin bütün kadrosu ile fesatların herbirine ya alet oldu yahut rehber oldu? İşte size Meşihat-ı İslamiyye hakkında tarihin şehadeti. Bugünkü meşihatın azalarıyla herhangi bir tanışıklığım yoktur. Ancak İslam’ın izzeti, Türk’lük şerefi hatunlarımızın ırzları kirletilirken, hakarete uğratılırken Meşihat-ı İslamiyye sukut etti.
Elinde büyük kuvvetten istifade edemeyip acizlik gösterdi.
Osmanlı Devleti Fransa kanunlarına meskenet ellerini niçin uzattı? Kur’an-ı Kerim ve İslam Şeriatı niçin terkedildi? Meşihat-ı İslamiyye niçin bütün kadrosu ile fesatların herbirine ya alet oldu yahut rehber oldu? İşte size Meşihat-ı İslamiyye hakkında tarihin şehadeti. Bugünkü meşihatın azalarıyla herhangi bir tanışıklığım yoktur. Ancak İslam’ın izzeti, Türk’lük şerefi hatunlarımızın ırzları kirletilirken, hakarete uğratılırken Meşihat-ı İslamiyye sukut etti.
Elinde büyük kuvvetten istifade edemeyip acizlik gösterdi.
Meşihat makamının ifadesine göre “Hayli indi mesalli fıkhiyeyi muhtevi” imiş doğrudur. Kavaid-i Fıkhiye’de iki tane indi denebilecek içtihadı mesele vardır, hiçbir tarafını gizlemedim. Desise yaratacak ifadelerle yazmadım, biri irtidat meselesi, diğeri ise kölelik meselesidir.
Birinci meselede serdettiğim fikrim meşihatın 6 asır boyunca devam eden ameline harfiyen mutabıktır. Zira devletlerine ve vatanlarına en güzel hizmetleri yapan, emanet, sadakat ve istikamet üzerine hayatını sürdürmüş emin kimseleri katlettirme misalleri Osmanlı tarihinde binlerce, yüzbinlerce vardır, ancak vatanlarına da, devletlerine de ihanete edip, İslam’a hakaret eden murtedlerden birisini dahi katlettirmek Meşihat-ı İslamiyye tarihinde olmamıştır.
Ben murtede verilen cezayı reddederim, lakin mukaddes dinimize hakaret eden yahut mukaddes vatanımıza ihanet eden kimselere Şeyhülislamlar gibi merhamet etmek taraftarı değilim.
İkinci meselede yani kölelik meselesinde Meşihatın fetvası ile benim nazarım arasında gayet fahiş bir farklılık vardır. Binaenaleyh Şeyhülislam benim nazarımı batıl ve safsata sayarsa elbette mazur olur. Birkaç sene önce Çerkezler Osmanlı topraklarına hicret ettikleri zaman, devlet yetkililerinin güzel tedbirleri sayesinde(!) Samsun ve Trabzon gibi vilayetlerde açlık ve sefaletten kırılmışlardı.
Ali Paşa gibi sadrazamların gönderdikleri bendeler tarafından atasız anasız kalmış çaresiz yetim kızlar, zamanın Şeyhülislam’ının fetvası ile 5-10 kuruşa alınarak, İstanbul’da harem dairelerine cariye sıfatı ile doldurulmuşlardır.
Ali Paşa gibi sadrazamların gönderdikleri bendeler tarafından atasız anasız kalmış çaresiz yetim kızlar, zamanın Şeyhülislam’ının fetvası ile 5-10 kuruşa alınarak, İstanbul’da harem dairelerine cariye sıfatı ile doldurulmuşlardır.
Ayrıca akınlara çıkmış yağmacılar elinde İstanbul’a getirilmiş kızlardan, oğlanlardan Şeyhülislamlar da, Kadıaskerler de “milk-i yemin” hükmü ile istifade etmişlerdir. Milyonda bir değindiğimiz bu meseleler Şeyhülislamların fetvalarına göre caiz ve makbul ise de, benim indiyatıma göre kati surette haramdır.
Yukarıda iki meseleden başka benim indi ictihadım olabilecek meselem yoktur. Herbiri en muteber kaynaklardan alınmış, en makbul kullî kaidelerdir.
Eğer Hanefi mezhebi kitapları küfriyat ve safsatadan ibaret değilse, benim kavaidi fıkhıyyem de batıl ve safsata olmaz, eğer onlar safsata ise, doğrudur o zaman benim kitap da safsata olur.
Daire-i Meşihatın şanı gayet büyüktür. Meşihat makamı bütün bunlara rağmen benim nazarımda mukaddestir. Bir devletin şevketi, meşihatın nüfus ve iktidarı ile mütenasip olur. Bizim gibi zayıf kulların bu sözleri ne meşihatı İslamiye şanına, ne de zamanın iktizasına münasip olmasa gerektir.
Banka muamelelerinde kitap satma hilelerini biçare müslümanlara yuttursanız ise de, hükümeti aliye Bakara Suresi’nin ayetlerini okuyunuz. Osmanlı’nın Kırım Muharabesi’den önce bir para borcu yoktu. Altınları Avrupa hazinelerinden bAnkerler eliyle almayınız, o hazinelerinizden kendi ellerinizle, öz gücünüzle alınız, işte o vakit Kırım Muharabesi’nden önce nasıl bir borç yok idiyse yine öyle olur.”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder