İnsanlığın halledemediği sosyal meselelerin başında kadının konumu ve sosyal mevkiinin geldiğini söyleyen Carullah, kadının sosyal mevkii ile ilgili müslümanların müstakil bir kitap kaleme almamasını büyük bir eksiklik olarak değerlendirmiş ve bu konuda bir kitab yazmıştır. Kadının şu anda da layık olmadığı bir konumda olduğunu, her milletin kadınlarının o milletin önünde olması gerektiğini, kadınları aşağı bir milletin hiçbir vakit büyüyemiyeceğini söyleyen Carullah, “Kadın ümmetin yahut ümmet kadının nüshasıdır. Sanki ümmetin en güzel sıfaları birleştirilmiş de kadın yaratılmıştır, kadın sefil olursa ümmet rezil olur.” der.
Tarih boyunca hiçbir milletin kadınların hürmet ve hukuklarını takdir etmediğini, bu durumun da beraberinde toplumsal ahlakın çöküşüne ve fuhşun yaygınlaşmasına sebeb olduğunu söylemiştir. İslam’da kadınların hürmet ve hukukları her türlü takdirin üstünde tutulmuşsa da, örf ve ananelerin etkisiyle İslam aleminde kadının sosyal mevkii hakkıyla takdir edilmemiştir.
Kadınların zayıf yaratıldığına, dolayısıyla hukuklarının eksik olduğunu söyleyenlere karşı çıkan Carullah bu konuda farklı bir yaklaşım sergiler, “Kadınlar bir ay içinde insanlığın hayatı için, bütün şehitlerin, bütün askerlerin asırlar boyunca dökülen kanlarından daha fazla kan sarfederler. Deryalar kadar kanlarını hürmetli rahimlerinden, deryalar kadar sütlerini rahmetliğinden hamilelik, validelik ve mürebbiyelik uğruna akıtırlar. Bu sebeple elde ettikleri zayıflık olsa olsa hukuklarının fazlalığını ilzam eder. Yoksa bunlar bir eksiklik sebebi sayılmazlar. Hatun hayatın mebdeidir (başlangıcı), hayatın menbaıdır(kaynağı). Bütün insanlığın hayatı onların rahimlerinde başlar, kucaklarında devam eder.
Hatunların cihat için ellerine kılıç almamaları bir mahrumiyet sayılmaz.
Deryalar kadar kanlarını ve sütlerini insanlığın hayatı uğruna sarfeden anaların, cihat faziletinden mahrum olduklarını hayal etmek, cihadın en büyük derecelerini anlamamaktır. Küçük cihad erkeklerin elinde ise, cihadın en büyüğü hatunların himmetindedir.
Yine psikososyal açıdan kadınla erkeğin yapsını mukayese eden Carullah, erkeğin eksiklerinin kadının eksikliklerinden pek geri kalmadığını savunur. Mesela iki cinsin güzellik anlayışları arasındaki farka dikkat çeker.
Ona göre kadınların güzellik anlayışı erkeklerinkinden daha nezih ve daha yücedir, zira erkekler kadınlarda daha çok yüz ve beden güzelliği ararlar fakat kadınlar erkeklerde kuvvet, şecaat, akıl ve maharet gibi manevi güzellikler ararlar, şekle erkekler kadar önem vermezler. Eğer kadın vücudunu tezyin ediyor, ziynet ve süse önem veriyorsa bu erkeklerin kusurudur. Medeniyet dünyasının modalara bu derece müptela olmaları erkeklerin günahıdır. Nitekim yapılacak bir araştırmada bütün moda krallarının, küçük büyük bütün süs eşyasının mucitlerinin erkek olduğu görülecektir. Erkekler dış güzelliğe önem vermeyip manevi cemalden ve edebi kemalden haz alsalardı, hatunların edeplerini ve içtimai faziletlerini takdir etselerdi, kadınlar, süs ve güzellikte değil içtimai faziletler konusunda biribirleriyle yarışacaklardı. Hicaba da farklı yorum getiren Carullah harem, mahrem ve hürmet kelimeleri arasındaki ilişkiden haraketle, hicab meselesini ve kadının örtünmesini tamamen kadına ve onun hukukuna saygı olarak değerlendirir. Bütün semavi dinlerin kabul ettiği hicab fitne korkusuyla farz kılınmış bir husus değildir.
Örtünme hiçbir zaman avret perdesi olarak emredilmemiş bilakis şeref şiarı, ismet ridası yahut hürmet ihramı olmak sıfatıyla farz kılınmıştır.
Hür kadınlara ve kibar ailelere mahsus bir ziynet olarak emredilmiştir. Esir kadınların ve cariyelerin bundan men edilmesi bu yüzdendir.
Eğer böyle bir men’in maksadı fitne korkusu olsa idi öncelikle cariyelerin hicaba bürünmesi gerekirdi.” diyor.
Örtünme hiçbir zaman avret perdesi olarak emredilmemiş bilakis şeref şiarı, ismet ridası yahut hürmet ihramı olmak sıfatıyla farz kılınmıştır.
Hür kadınlara ve kibar ailelere mahsus bir ziynet olarak emredilmiştir. Esir kadınların ve cariyelerin bundan men edilmesi bu yüzdendir.
Eğer böyle bir men’in maksadı fitne korkusu olsa idi öncelikle cariyelerin hicaba bürünmesi gerekirdi.” diyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder