11 Ocak 2014 Cumartesi

UZUN GÜNLERDE ORUÇ

İslâm dünyasının son yüzyılda yetiştirdiği ender şahsiyetlerden biri olan Musa Carullah, zekâsı, muhâkemesi, tahlil gücü, dînî ilimlere vukûfiyeti, bazı konulardaki tepki çekecek kadar serbest ve özgün yaklaşımları ve samimiyeti ile dikkat çekmiştir. Carullah, bu kitabında, asıl konu olan oruçla ilgili meseleleri derinlemesine tartışırken, nesih, namaz vakitleri, Hz. Adem'in yaratılışı, yeryüzünde hayatın başlangıcı gibi meseleler yanında, İslam medeniyetinin temel sorunları, kadın konusu, ahlakî çöküşün ve geri kalmışlığın sebepleri gibi sosyal problemlere eğilmekte ve özgün yaklaşımlar getirmektedir. 
Konumuzu, “Uzun Günlerde Ruze” adlı eserinde detaylıca değerlendiren Musa Carullah Bigiyev’in bu eserini “Uzun Günlerde Oruç” adıyla okuyucunun istifadesine sunan Doç.Dr. Abdullah Kahraman’ın İz Yayıncılık, İslam klasikleri dizisi:35, İstanbul,2009 künyeli eserden bazı alıntılar yaparak sunumumuzu bitirmek istiyoruz:
          Müellif, Uzun Günlerde Ruze” adlı eserinin Mukaddime bölümünün ilk satırlarını: “Allah sizin için kolaylık diler, zorluk dilemez” (Bakara,185) ve “Allah dinde üzerinize zorluk kılmamıştır” Hac Suresi, 78) ayetlerine ayırarak söze başlamış bulunmaktadır.
          Söz konusu eserin 136.sayfasında: “Şâri’i Kerim’in şahadetine göre, insanı halden düşürecek derecede büyük meşakkati olan oruç, ibadet değil aksine günahtır”tespitinde bulunulduğu hususu daha da dikkat çekmektedir.
          Aynı sayfada: “ Oruca büyük güçlükle dayananların bir yoksulu doyuracak kadar fidye vermeleri gerekir” (Bakara,184) tespitinde bulunularak: “Yani, orucu takatle, yalnız güçlükle ve zahmetle yerine getirebilenlere oruç farz değil, bilakis orucun yerine fidye vermek farz olur. Buradaki ‘yutikûne’ cümlesinin manası güçlükle, zahmetle ve meşakkatle eda edebilenler demektir” şeklindeki bir ifadeyle meselenin desteklendiği ayrıca gözlenmektedir.
          Bahse konu eserin 138. sayfasında ise müellif, bu beyanın aksini iddia ve ispata çalışan müfessirleri ise “müfessir takımı” olarak değerlendirdikten sonra, bunları “küçük fakat cesur ve gururlu” olarak nitelemektedir.
          Müellifin, yararlandığımız eserinin 142.sayfasının son paragrafı şöyledir: “ Ebu Nuaym’ın Müstahrec’inde ve İmam Beyhaki’nin Sünen’inde şöyle bir rivayet yer almaktadır: ‘Hz. Peygamber Medine’ye geldiğinde Medineliler ramazan orucunu bilmiyorlardı. Ramazan orucu farz kılınıncaya kadar her aydan üç gün oruç tutarlardı. Onlar ramazan orucunu çok buldular ve bu oruç onlara zor geldi. Onlardan oruca güçlükle dayanabilen bazı kimseler orucu terk edip (onun yerine) her gün bir yoksulu doyuruyordu. Onlara bu konuda ruhsat verilmişti’ Şayet bu rivayet sabit olursa, ‘oruca zorlukla güç yetirenlerin fidye olarak bir yoksulu doyurmaları gerekir’ ayeti, sizden kim ramazan ayını idrak ederse o ayda oruç tutsun’ ayetinden sonra nazil olmuş olup mensuh olma (hükmü kalkmış olma) belasından kurtulur”.
          1874 yılında Rostov şehrinde dünyaya gelip Kazan’da ilköğrenimine başlayıp, Buhara, Mısır, Hicaz, Hindistan, Şam, Çin, Afganistan, Finlandiya, Almanya, Türkiye, İran, Irak ve Japonya gibi memleketleri dolaşıp öğrenme ve araştırma yapan Musa Carullah Bigiyev’in İslâm dünyasının son yüz yılda yetiştirdiği bir şahsiyet olduğu hakkındaki kabullere bakıldığında, yukarıdaki tespitlerinin yabana atılacak türden şeyler olmadığını düşünmekteyiz.
Amacımız haddi aşan her hangi bir kasta dayalı olmayıp, oruç etrafındaki bazı söylem ve tespitlere dikkat çekmektir. Şayet sürçü lisan ettikse affola. Yüce Yaratıcının, bizleri bu ibadetin feyiz ve bereketine nail etmesi değişmeyen temennimizdir. Her kese selam ve sevgi.
Bilindiği gibi Arabistan’da en uzun gün 12 saati geçmemektedir. Oysa ekvatorun kuzeyindeki ülkelerde gün 20 saate kadar uzanmaktadır. Musa Carullah, Uzun Günlerde Oruç adlı kitabında bu ülkelerde yaşayan Müslümanların oruçlarını Arabistan’a kıyasla ayarlayabilecekleri fikrini ileri sürmüştü.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder